|
08 Aralık 2009, Salı
saat: 23:55
aslında o çok çizeceğim lan bugün gazı pek bir yok oldu. birkere öğlen uyandığımda ecem'den cok tatlı bir mesaj aldım. sonra nekadar sevimli aptal diziler varsa izledim. sonra diğer ecem'le buluştuk, kahve falan yaptım, çardak soğuğu ve tatlı muhabbet. ardından sevgiliyle konuştum ve tamam dedim. çiziyorum. çizdim. ama yalnızca bir kağıt. fakat iyi çıktı. çerçeveleyip salonun ufak bir yerine asılır lan bu bile dedim. ama sonra geçti o gaz. halbu ki mirmilyar sayfa bitirecektim. kurabiye yapacaktım perşembe için, ardından ondanda vazgeçtim. neden, yarın okula gitmiyorum. çünkü yarın akşam bronx pi'de tasarım öğrencilerinin kafalarına birşey tasarlayıp yada hedehödöleyip gideceği bir parti varmış. bizim okulun ve tasarım öğrencilerinin hemen hepsi orada. fakat gidermiyim? ııh. karar veremedim. günlerdir pek yorulmuşum. ctesi gecesi annemle -ecemdeyim, tamam hayır barlaslardayım, -hayır begüm yalan söyleme ali'desin değilmi muhabbetinden sonra eve döndüğümde ortalığın karışacağını sanıyordum ama karışmadı. zaten barlaslardaydım. soğuk havada camda sigara içtiğim herseferinde aptala dönüyorum. hayla sevgiliyi özleme halinin şaşkınlığını yaşıyorum. nasıl olur lan? nasıl böyle seversin. hop dur ne özlemesi begüm!? aslında uzaklaşma evremdeyim ama işte sevgiliden uzak kalmak istemiyorum. tek istisnam o. fakat olmasaydı o, bu gibi durumlarda aklıma hep dedem ve yalova geliyor. adam gibi konuşabileceğim birini istiyorum. acaba konuşup anlaşabilir miydik hayla diyorum. beraber resim yapardık, severdi belki şimdi ki elimi. akşam istanbul mazarasında kahve içebilir yada o ne istiyorsa izleyebilirdik. cadı'yı sevebilirdim. yaptığım bütün kurabiyeleri o yerdi. dut yada mısır mevsimi olsa hepsini midelerdik. ağaca tırmanmayı seviyordum. hava böyleki gibi soğuk olduğunda sıkıca giyinip onun yaptığı demirden salıncakta sallanabilirdik. tabii biliyorum genede, o hiç açık görüşlü olmadı sanki. yada hiç olmazsa, ailecek karda mahsur kalabilirdik orada. musluk donmasın diye ipler bağayıp hafif açık bırakırdık. köy minibüsünün kömür yada herneyle yanıyorsa ısıtıcı ou getirmesini beklerdik. mum ışığında kağıt oynardık ve ben şimdi ne oynadığımızı bile hatırlamıyorum. gündürleri morarana dek kar oynardık cadı'yla. ayrıca kardan adam için hep havuç vardır. alo? tabii ki kömür de var. hem dedemin odası çok tatlıydı. kitap okurken rahatsız olduğunda öteki taraftan görsün diye aynası bie vardı iki tane. nasıl akıl etmiş bilemedim ya. ayak ucunda şövale, birsürü fırça, fırça, fırça.. gergin yada olumsuz değilim halbu ki fakat yinede dün usagi-seiya repliği yaptım. bazen geliyor alakasız. iki günde geçecek demiştim ama geçmedi. -bazen herşeyi bir yana bırakıp düzenli olarak ders çalışmaya karar veriyorum ama, ama yemekte öyle çokyiyorum ki uykum geliyor,hemen yatıp uyuyorum, çalışamıyorum. halbuki yaşım 20 oldu ve güzel sanatlarda hayla düzenli ders çalışmamı gerektiren konular yok. | ||
|
|
||