10 Aralık 2009, Perşembe
saat: 00:35


bir filmde geçiyor şu laf: "bir yargı ne kadar çok soruya cevap veriyorsa o kadar geçerlidir." aynı filmde bir de "olaylar algılandıkları gibi yaşanır ve gerçek çok derinlerde gizlidir." ...
vecizelerle ilgili çok kez kısa kısa da olsa kafa yormuşluğum var. nihayet şu fikrim oluştu, vecizeler tehlikeli! tıpkı kitaplar gibi. vecizeler ve kitaplar neden tehlikeli? çünkü bir kavrama ait çok ama çok fazla detay bulunmaz mı? bir vecize çıkıp, "kadınlar falanca oyun gibidir....." "hayat denizdir, açılmazsan şu olmaz....." dediğinde, kişi bu sözün yaldızına parıltısına kanar elbet, vecizedeki örneği birebir yapıştırır kadınlara ya da hayata. böylece kadınların ve hayatın yüzbinlerce çeşidi ve ayrıntısı unutulur, artık kadınlar filanca meyveye, hayat ise denize benzemektedir... ve bizi kuşatan sınırları çizen mantık, bu değil mi? kitaplar da böyle değil mi Allah aşkına? bir kişi bir romanı yazacak kadar düşünce küpüyse, kendi savunduğu gerçeği elbet mükemmel bir şekilde pompalayabilir, gerçekte artı olanı eksi diye sunup bizi ikna edebilir. ve daha fazla ve daha fazla ve daha derinden kuşatılırız. öğrenmek için değil, "inanayım!" diye, "davamızı bileyim!" diye okumuyor muyuz? dikkat etmek lâzım, davamızı daha kitabı okumadan biliyoruz! ve davamızı, hep de davamızın neferlerinden öğreniyoruz..! ve daha fazla ve daha fazla ve daha derinnn kuşatılıyoruz.
bir olay: "adam diğer adamı öldürdü." polis: "cinayet vakası var."
maktulün annesi: "evlaaadımmm gitti!"
katil: "öcümü aldım!"
maktul: "elveda dünya!"
doktor: "eks olmuş!"
vesaire vesaire... işte olay, ve işte olaylar... halbuki olay: "adam diğer adamı öldürdü"... çünkü gözlüksüz bakmak mümkün olmuyor bu dünyaya, gerçek rengi göremiyoruz, filtreden değişerek geçiyor.. demiştim ki ben bir zaman: "Kim gerçeğin yalnızca gerçek olduğunu anlarsa asla korkmayacaktır." işte gerçek: "adam diğer adamı öldürdü."
"Olaylar algılandıkları gibi yaşanır ve gerçek çok derinlerde gizlidir."...

istanbul
hosting