10 Aralık 2009, Perşembe
saat: 17:01


Önümde uzanan, gotik- isli binanın uzun koridorlarından birinde, az topuklu ayakkabılarıyla, hiç ses çıkarmadan süzülür gibi yürüyen bir gölgeden mütevellit incecik kadın, hızlı hızlı yayın odasına girip, türkçe haberleri okuyor.

Bundan başka bir şey de yok elimde.

Belki bir de Almanca haberleri okuyan çocuk..Onun ne gölgesi ne ayakkabıları var, gugıldan çevirme bir program yalnızca. Ne kendisi var Ne Almanya.Bir ses
Almanya demişken.

Bugün burasının ışığı güzel değil, sanki heryer kapalı, herşey izinde gibi, öyle bir gün.

Herkes kapatılmış. Sade televizyon kanalları çok canlı, bol reytingin getirdiği paranın kokularını alan tüm yayınyönetmenleri, tüm dudağı mor spikerler, kırmızılar girmiş, açık açık açıkartırıyorlar, bulabildikleri her şeyi ve her haberi. Fonda bir hayat müziği. Güneşimizi geceden alan Medya. Medya, içinde bir camii, camii medya içinde, ne bilsinler bütün gün kılacaklarını, böylece, öğle namazlarını.

Güneşsiz kalanlar ise, yukarı köy ve aşağı var mı ki köyü.

Bir radyo binasının saatleri ortadan kalkmış ve yerlerine ateş saati koyuyorlar. Ateş saati neymiş, vikipedyaya bakıyoruz.

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Git ve: kullan, ara
Mum saati
El Cezeri'nin ateş saati, 1206

Ateş Saati, (ya da Mum Saati) Petrol lambasının alevi ile çalışan saat mekanizmasında, tüketilen yağın bölmeli bir saydam kapta izlenmesi ya da kısalan mumun gölgesinin, arkadaki bir cetvel üzerindeki boyuna göre zaman belirlenen saatdir.
....
tamamı 72 penny ağırlığında, her biri 12 inç uzunluğunda, aynı kalınlıkta ve 12 eşit parça şeklinde işaretlenmiş 6 mumdan oluşmaktadır. Her mum tamamen 4 saatte ve her işaret 20 dakikada yanmaktadır. Mumlar ağaçtan yapılmış ve önü mumlar görünecek şekilde şeffaf koruma kutusu içinde durmaktadır.


Bir de Berdüş ve ona aşık Ev'i.

Meliha ve Kiraz bir yere bağlanmıyorlar. Ama belki yalnızca, Melihanın gerçek adı gerçekten de Kiraz değildir. Daha da kötü bir isimdir. Kardeşiyle kimlikleri değişmiştir. Kardeşi, yosmayı , şimdi Kiraz bile olamayan Melihanın yerine kullanmayı kabul edip, ona Kirazı vermiştir.

Yalnızca televizyon izleyen aşağı yukarı bir köyle devrim yapmaya çalışan Berdüş; kendini; bir zamanlar radyoda, anons yapılması için getirilen kayıp eşyalarla dolu odanın şimdi bomboş olmasına içerleyerek, Almanca haberleri okuyan çocukla birlikte utanç odasına çeviren İffetin kucağında bulacak

Bugünlerde kimse bir şey unutmaz mı diyecek İFffet hüzünlü odada ağladıktan sonra.

Herkesin unutmak istediği bir şeyleri olacaktır elbet dedi almanca ses.
jeder hat etwas zu vergessen

Hikayeyle uğraşıyorum, yazarsam Obama Nobeli alır.

...
Peter isimli, soyadını hatırlamıyorum, bir modacının istanbul fashion akademisi tarafından davet edilişinin üzerine-halbuki öyle bir yer yok-ben de bunun ne olduğunu henüz bilmediğim bir işte prodüksiyon asistanı olarak göreve başladım. Başladım derken, dün bir hintli bir türk bir almanın olduğu ofise gidip, sevgilimden ödünç olarak aldığım moleskine deftere bir takım notlar yazdım.

Kendimi uluslararası bir örgütü enselemiş bir wire detektifi-tahminen 'bunk' gibi abuk subuk şeyler yazarken buldum. Kendimi daha bulduğum bir çok yer var ama bir çoğu illegal olduğundan..

Obamanın içinde, her an kendine yabancılaşabilecek; fotoğraflarda hep yanındakine "güldürmesene ulan" derken çıkabilecek, içinden şiir ve kahkaha akan biri çıkacakmış gibi. Bushun gülme fotoğraflarının veya kapıyı görmeyip burnunu çarpmalarını falan didik didik veren ülkemiz çevirmenleri, muhtemelen bunu bir iki satırla geçiştirecektir, çünkü biz de kimse gerçekten Şekspir okumaz-can yücel hariç, onun da ağzı bozuktu kendisini ifade etmek için-Ve Bushu tercüme ve popüle etmek, aynı bir recep ivedik gibi, daha kolay elbette.

Bense hem bunları bilip birilerine bizimkiler diyen, hem de hiçbir şey anlamayan taarftayım.

Tarafsızlığım ilan edilmiştir.



istanbul
hosting