|
10 Aralık 2009, Perşembe
saat: 18:36
Izmir'de yagmur yagdigi zaman gmailimin fonu da yagmura donusuyor ve ben sanki izmirdeymisim, penceremden bakiyormusum gibi, gmailime bakip soyle derin bir off cekiyorum. Gunler geciyor hizlica, sahip oldugum tek Turkce kitaplarim da bitmesin diye yavas yavas okuyorum her bir sayfayi aksamlari. kendimi kaptirip fazlaca okuyorum bazi aksamlar, sonra da kiziyorum kendime. Sarhos oldugum aksamlar hasir sandalyeme oturup daracik sokagimiza asilmis yilbasi suslerini izliyorum. gunduz oluyor, bisikletimin uzerinde yuzume vuran soguk havayla ayiliyorum ise giderken. 2 saatlik ogle aralarimda, bu kadar uzun bir ogle arasina alisik olmadigimdan ne yapacagimi bilemiyorum ve yemek pisirmeye basliyorum, sonra da diyorum ki bu italyanlar sanirim ki bu yuzden bu kadar iyi bir mutfaga sahipler, yemek pisirecek bol bol vakitleri var, ben de turk fikri, italyan malzemesi derken ortaya guzel seyler cikariyorum. mutlu ve tok bir sekilde isime donuyorum sonrasinda da. Soguk havadan dolayi eve kapandigim zamanlarda en buyuk zevkim duvarimi kapladigim haritayi seyretmek, gittigim sehirleri, ulkeleri isaretlemek, uzerlerini notlarla doldurmak. on gun sonra, hayalini kurdugum seyahatime cikiyorum, uc hafta cantam sirtimda, ordan oraya savrulucam, cok kucuk bir butce ile cok buyuk planlara sahibim. eger ki yolda kalmassam anlaticak cok seyim olacak, ya da kalirsam yolda hayalini kuracak seylerim olucak, nasilsa eninde sonunda, bazen eksik bazen fazla hayaller de gercek oluyor. Ah bir ciksam yola artik, sonunda yerlesik hayata gecebilecek miyim acaba? | ||
|
|
||