11 Aralık 2009, Cuma
saat: 12:43


zamanında bu adamı gamsız tasasız bir herifçioğlu zannedip her yeni yazdığı çok-satan kitabından sonra, ortalıkta dönen 'ama bizim ne küsel yazarlarımız vardı ki, bu ne be' serzenişlerinin yanına satış rakamlarını koyup çüküyle oynayarak güldüğünü düşündüğüm için üzgünüm. bunların hepsini gerçekte yapmıyor olduğuna artık gönülden inandığım için falan değil, kesinlikle yapmadığına inanmıyor oluşum da bir yana. bir kitabını 'mutsuzluğun çaresi mutluluktur, kim ne derse desin' alıntısıyla ya da bunun bir ya da iki kelimesi farklı olanla açmış olması da herhangi birşey uyandırmamıştı bende. kafamdaki kendisine dair şimdiki hayal de bir acıların çocuğu değil elbette. ama işte daha bir sevdim kendisini, her ne kadar bu son okuduğum kitabı diğerleri arasında bence daha bir yavan kalsa da. ama bundan da emin değilim. belki ben kafayı başka diğer şeylere fazlaca takıp dikkatimi bir türlü verememiş de olabilirim. ki aslında bu ihtimallerden biri değil, gerçek. daha bir sevmemin nedeni de mazlum görünce eyyy ceniiiimm demekten ziyade, işte ben de bundan olucam'la ilgili. mazlum olmayı kastetmiyorum. adamın o sıkıntıları karşılayıp buyur etme biçimi, tam da vücudun anatomisine denk düşen güzel ve sıcak bir ağaç kovuğunun içine kurulmak, ama içinde dururken duvara geçen her gün için yeni bir çizik atmak yerine, önünden geleni geçeni korkutup sonra kendi kendine kıkır kıkır gülmek gibi. olmadı. ama yine de, ben de o ağaç kovuğundan istiyorum.

bir a4 kağıdını tamamen dolduran bir liste çıkardım dün gece. hepsini alamayacağım elbette. zeynep'in telefonda acil yardımcı kariyeri öğle tatiline girdiğinde çıkıp önce birşeyler yiyeceğiz, sonra da hadi bakalım, ondan sonrası da kısmet, alnımızda ne yazıyorsa o, hayırlısı ossun, falan fıstık.

zeynep'in tez hocasına götünü kaptırmaması öğüdünü verdim az önce, artık daha güçlü bir insanım. kadın götünü bir sandalyede tutup bir romanı okuyamadı diye, hem de kıytırıktan bir tanesi de değil, kızcaaz bir haftadır özet çıkarmaya kastığından planını henüz hazırlayamadı. bunun özrünü niye dilesin şimdi. gerçi o kızcaaz da bir komik. ben özet hazırladığını bilmiyordum. elinde kitapla dolanıp duruyordu sürekli, ama kitaptan yola çıkıp birşeyler yazdığını sanmıştım ben, sormamıştım da. dün gece söyledi. ben de garip garip bakıp internetten kitabın özetini bulup ahanda dedim. ödev değil birşey değil tezin ana bölümlerinden biri değil. kadın kitabı okumamış, okumak da istemiyor, ama içeriğini bilmek istiyor. bir haftadır elinde kitap niye kasıyorsun, amaç sırf içerik hakkında bilgilendirmekse. bilsem daha önce gösterirdim, çünkü çalışmaktan dellenip bana sarıyor her türlü, kum torbası gibi oldum hem pisikolocikman hem fizikselman. ben de 'adam arka bahçede kazı yapıyormuş, kaz ölmüş, eki eki eki' gibi esprilerle intikamımı alıyorum. hayat güzel.

istanbul
hosting