11 Aralık 2009, Cuma
saat: 22:02


Yalnızlığın resti

Kollarını kaybetmiş bir kore gazisi
bana "dokunmasanda acı çeke çeke sevmeyi öğrenmelisin "dedi
açık ve netti
hissetmediğim aşkı neyleyim dememe kalmadan
"aşkta ruh esastır
beden kal desede o
gider,
girer,
savaşır,
katleder,
katlolur
ve geri gelir
işte sen o geri gelenden arta kalansın "dedi

tecrübe ile sabitse benim birşey dememe gerek yoktu.zaten bildiklerimde hep yanlış çıktıkça
sana dönüp dolaşıyordum
bu yalnızlığın resmi değil
yalnızlığın rest'idir bana göre.

hikayeler bitmeye yakınken kötü adamlarını katleder,bilirsin hep aynı sessizlikte büyütüldük,o yüzden çok düşünmüyorum kendi hikayemde sonlara yaklaşırken kimin ne olduğunu
kaçkere vurup,yok olduğunu
gönüllü kötüyü oynadığını
neyse..
anlamları yakmış,atmış bir köşeye gibi bakma öyle,
suçlusun,
gözlerinde gündüz vakti kaçırılan çocuklar var
ıslanmış birkaç ceset
ve ben
en arka sırada
durmadan duran bir ben.
bu arada haberin olsun,
parasız yatılı sokağa savurduğun öznesiz tüm cümlelerini ben sahipleniyorum
o vakit bütün organlarım bir bir sana susuyor
soğumasamda içleniyorum,gün ve gün
oysa ben seni taç yaprakları protezden çiçeklerle beklerken
öznesiz gel bana demek isterdim
hatta cümlesiz

tüm devrik hikayelerini peşine takarak gel isterdim
bilirdim çünkü yalnızlık vakitsiz gelir
....
yüksek perdeden susma bana !!
hiç bir güneş senin için batmayacaksa
artık uyumamada gerek yok

öğrendim aslında kalmakta bazen gitmek gibi bir yanlıştır
yanlışlarımla
kaybedişlerimle
herşeyimle
yalın sustum sana aslında
o çekimlenmemiş halde duran
en yalın halimle
isterdim beni vurmanı
yada
hacize çıkmış bir alacaklı gibi gelmeni
neyim var neyim yoksa al isterdim
bazende susardım
kaldır derdim o gözlerindeki dar ağaçlarını
bak ben kaçırmıyorum gözlerimi hiç
göze aldım çünkü çoktan göz göze gelmeyi
zaman zaman,gözde kan damlası olup kalıyorsun.
ama asla bir gözyaşı olamıyorsun.


istanbul
hosting