12 Aralık 2009, Cumartesi
saat: 01:21




yazık,bir adım daha kaydık geriye.bu ülkede demokrasi,laiklik,özgürlük gibi kavramlar kazanılmadı.bahşedildi bizlere.hediye edildi.şaşmamak gerek aslında bu duruma.kadınlarımız daha okuma yazma bilmeden,seçilme nedir seçme nedir demeyi bırak dışarı çıkamazken seçme seçilme hakkı verilmiş bir ülkeyiz biz (ki halen daha çarşıya çıkıp iki kilo patetes alıp gelemeyen kadınlarımız yaşamakta bu toplumda yanında bir er olmadan ki ara ne hacet..kadının eri aklıdır,elidir,koludur,ayağıdır.)biz ki kıymet bilmek kim,algılamak kim,demokrasi kelimesini idrak etmek kim.avrupa avrupa avrupa..neden acaba.kendi ekmeğini alın teriyle kazanmanın verdiği hazla baba parası yemenin hazzı bir olmuyor maalesef.onun bilinciyle büyümekle,belirli gün ve haftalarda okunan iki şiir denk düşmüyor nitekim.darbeler ülkesi burası.dar beyinlerin robot insanların ülkesi.daha derinlerindeki irinlerden kurtulamamış,üstünü yarabandıyla kapatmaya çalışan,acısa da o ilacı onun üzerine dökemeyen acizlerin ülkesi burası.ırkçı ve yoz beyinlerden nefret ediyorum.kimsenin kimsenden üstünlüğü yoktur.üstünlük senin kendine,özüne,insan kavramına olan yakınlığınla kazanılır,nefretle,kinle,gebertmekle değil.
ama ne denebilir ki kısaca tek cümle
böyle saça böyle tarak...
yazık ardımdan gelen ayak izlerime..!

saat: 01:56

gri umutlar

Gündüzleri sığdırıyorum gecelere
Gözyaşlarım usuldan iniyor
Birer yıldız oluyor
Bir serüven benim hayatım sonu olmayan

Ölüm ne kadar yalın ne kadar yakın
Ensende göremediğin bir hançer gibi
Kırık kalpler,gözyaşları,ağıtlardır ölüm
Karanlıkta tanımadığın inanmadığın bir el
Ölüm bu kadar korkunç
Yalan olduğu kadar bu kadar gerçektir işte

Tüm kalbi kırıkların anısına
Tüm sevenlerin adına
Çıktım bu hayat yoluna
Sararan yaprağın duyduğu acı gibi
Bir sancı kaplıyor benliğimi
Ses nefes yok
Hisler var duyuyorum
Kızıl bakır rengi toprak
Gümüş gökyüzü var
Başlangıç yada son yok
Gri gecelerimde,gri hayatımda
Mücadeleler hakim
Hayatın pençesinde kıvranan
Ağlayan kah sönüp kah parlayan
Kor bir alev gibi yanan
Gri umutlar var bu serüvende

Yumak yumak sevinçler boğazımda
Sindiremediğim yalanlar
Hayalini bile hatırlamadığım
Ama ağlamak zorunda kaldığım
Cenazeler var bu serüvende

Boş umutlar peşinde koşan
Boş işlerle uğraşan
Boş konuşan,boş insanlar var
Bu boş serüvende…

Aşk yok gökyüzünde
aşk yok kalplerde
soğuk insanlar,yalancılar
vefasızlar,pişmanlığından
Utanan, gizlenen
Karanlık maskeler var

Bitirmek istemediğim sohbetler gibi
Şarkılar şiirler gibi
Bitirmek istemediğim cümleler gibi
Bitirmek istememiştim hiçbir şeyi
Dolu dolu yaşamalıydım

Bu serüvende,bu maskelerin arasında
Gümüş gökyüzünün altında
Güneş aralarından akıp geldi
Sahne ışıklarının altında
Bir hayat bir dünya gizli
Bakır renkli kızıl toprakta

Çocukluğum
Buz gibi gecelerin soğukluğundan
Kaçıp saklanan yaralanan
Bir çocukluk
Anlatılamayanlar gibidir çocukluğum
Bir haykırış ki
Sonsuz akisleri kulağımda
Çığ gibi..
Birdenbire..
Dokunup
Uzaklaşıyor..

Tüm kalbi kırıkların anısına
Tüm sevenlerin adına
Çıktım bu hayat yoluna
Sararan yaprağın duyduğu acı gibi
Bir sancı kaplıyor benliğimi
Ses nefes yok
Sadece “gri umutlar”…

saat: 01:58



Var

öğütülmüş acılarım var

acı da neyse

ya da ne kadarını

anlatabilirim ki ‘acı’

anlatamam..

anlatılmaz acılarım var demeliydim

çok sıradan

ama benim için o kadar da yoğun

bırakmak isteyip de bırakamadığım

bir de ‘mutluluk rollerim’ var

ezberlediğim

ara ara aşk bültenleri

üç beş uçuk kaçık sohbet

gece dönüşlerim var

sabah yeniden uyanışlarım

yalan kahkahalarım

riyakar dostluklarım.

sessiz göz temaslarım var tehlikeli

küfredercesine zoraki selamlarım

bir evim,kimine göre bir gelecek

bir lokma simide muhtaç

bunu oyun sanan

bir martı gibi

bir vapurun ardından bakışlarım var…

bir eski sokak lambası gibi soğukta kalışlarım

her içişimde bir daha içmeyeceğim diyen pişmanlıklarım

ismi bende saklı

gönderdiğim şarkılarım

yerleri başka kişileri başka

yitip giden hayallerim

yanı başında,üzerine vurup duran dalgalardan,

denizi fark edemeyecek kadar saf,

bir kum tanesi olduğumu hissedişlerim var

kıskanışlarım, sevişlerim,yalan hikayelerim

ve şimdi de bir paket sigaram var

eski kıştan kalma bir soba gibi

kül dolu bir geçmişim

nadasa bırakılmış topraklarım

ağlasam da

içimde hep gülümseyen

bir çocuğum var

onun hatırına

katlanılmışlık denen oyunum

son defa

son defa oynuyorum



istanbul
hosting