|
13 Aralık 2009, Cumartesi
saat: 00:05
Hayatımı bir balık olarak geçirdim. Nefis bir faunusta ciddi ciddi bir masalın içinde yaşayacağım günü bekleyerek. Hatta masalım da hazırdı(Anette, anlatırdım hep sana) yolda yürürken araba durur ve kapısı açılır. Sonra içinden "O" çıkar. "Nerelerdesin seni bekliyordum," der ve ben arabaya binerim. İlişkilerin tüm o sıkıntısından, ilk dönem kabuslarından ve olumsuz her şeyinden rüzgarla birlikte uzaklaşırım. Fakat bugün farkettim ki o arabaya binmek kafamdaki kaygıları, düşünceleri daha da acısı tutkuları silmiyormuş. Bu lanet olası beyin işliyor, kendini kuruyor ve sonunda karşındaki ne kadar şahane bir aşık, ne kadar anlayışlı olursa olsun baskın hale gelip sesini yükseltiyormuş. Bugün sevgilimden ayrıldım. Nedeni onu sevmemem değil ama arzulamamam. Ne acı ki tercihlerimden ötürü seçeneklerim bu kadar azken ben yine de paramı "tutku" üzerine yatırdım. Bugüne kadar bana dünyanın en iyi insanı olarak davranan, belki annemden sonra beni bu kadar çok seven tek kişiyi üzdüm ve ağlattım. Hayvan olduğumu kanıtlamama izin verdiğin için teşekkür ederim talih. Bunları onun benim için hazırladığı CD eşliğinde yazarken, üzerimde bana aldığı tişört ve iç çamaşırı var. Her zaman birilerini üzen insanların laylon teyzenin "evreni" ya da benim Allahım tarafından cezalandırılacağına inandım. Mezarımı çok derin kazdım hem de çok günce. | ||
|
|
||