13 Aralık 2009, Pazar
saat: 02:32


bütün yalnızlık üzerime yıkılıverdi sanki. dünyada birikmiş olan bütün yalnızlık.

bir karanlık ardiye gibi. her şeyin üzerinin toz, küf ve örümcek ağları bağlamış olduğu, nem kokulu bir ardiye gibi, yalnızlık da derin bir karanlığın içinde birikmişde birikmiş. nasıl olduğunu bilmiyorum. neden olduğunu da. her ikisini bilmemek katlanmayı zorlaştırıyor. işte böyle ince göndermelerle kendi kendimize bir şeyler kanıtlamaya bile çalışıyoruz. ama neyse. nasıl ve neden olduğunu bilmiyorum. ansızın kafanı çarpmak gibiydi. spinoza melankoli için beynin ölümüdür gibi bir şeyler söylüyordu. yorgunum. dünya dursun diyecek kadar bayağılaşmayacağım belki ama bir şeyler dursa fena olmaz. kafamı çarpışımı ya da ona benzer şeyi, anlatmak istiyorum. hızla karanlığın sınırına doğru yaklaştım, katman katman karanlık bir açıldı bir koyulaştı. ben de böylece karanlığın da katmanlarının olduğunu öğrendim. bu çok melankolik aslında. yani sadece bu katmanlanma bile melankolimin düpedüz sebebi olabilir ama dahası vardır, en azından öyle olmalı. yoksa da uydurmalıyım. zaten hayat iki kısımdır bir gerçekler bir de uydurduklarımız. böylece iki katı kadar hayatımız olur. ve mutluluklarımız acılarımız ve bunlara benzer her türlü karmaşamız ikiye katlanır. bütün bunlarsa yalnızca benim gibi boş gezenin boş kalfası insanlar için zamanı heba etmek için kotarılmış tuvallerdir.

daha ciddi ve anlamlı cümlelerim olsun isterdim. ve bu her saniye koyulaşan melankoliye düşmemiş olmayı da elbet. yaklaşık bir yüzyıl evvel yaşanmış bir savaşın, insanların hayatlarını, birer hayattan birer ısdıraba çevirişine dair şarkılar dinliyorum. bu şarkılar da sanki içimi kıyıyor. kadınlardan bir süre uzak dur n'olur. melankoline ortaklar arama. bulma da. kurtul bu hallerinden. genel olarak bu hallerinden yani. yeni bir hal bul kendine. o hale geç. bulamıyorsan otur bir hal hayal et. sonra da o hayali gerçeğe bürümek için, onu etle kemikle sarmalamak için didin, durmadan çalış, gerekirse uyuma, yeme, içme, konuşma. ama o hayali gerçeğe dönüştür. benim de bir hayalim vardı diyebilesin. yoksa ecnebilerin dediği gibi "değişim yerine bozuk para oluverirsin" ve bu senin gibi akıllı uslu bir adam için üzücüden de öte trajik olur.

sonbaharın güzel bir akşamı aklımda kalmış. kinder süprizden balık bile çıkacak kadar güzel bir akşam. özlemlerimi tekmeliyorum. ben tekmeledikçe boksör taksici kalkıp rüyalarıma giriyor. hayatın bir hikayeden ibaret olduğuna dair o ucuz klişeyi binlerce kez kendi kendime tekrar ediyorum. sonuncu seferde hafifçe mırıldanarak hayat hikaye diyorum. bu banallik bizi öldürüyor. banal milliyetçilik, banal dincilik, banal insancılık. bütün bu banallik beyinleri öldürüveriyor. yakında bu banallik beni de kendisine benzetecek. en çok faşist diyenin en faşist olduğunu düşüneceğim. şimdi de düşünüyorum ama ileride de düşüneceğim ve düşünce sürekli tekamül halinde olacak.

anlamadığım şeyler hakkında konuşmayı bıraksam, sanırım ömrüm ikiye katlanır. ve sanırım herkes işini iyi yapmayı düstur edinse, birlikte yaşamak daha kolaylaşır. ama işini iyi yapmak zor, anlamadığın konularda susmak da bir o kadar... öyleyse susma ziya, konuş ziya. gün gelecek ışığı bulacaksın. bulduğunda hala ellerin bomboş olacak ve bu sana işte o zaman çok anlamlı gelecek. çünkü düşünce tekamül halindedir ziya.

istanbul
hosting