|
13 Aralık 2009, Pazar
saat: 21:35
Rafine hayat nasil olur? Insan rahat ettigi statuye dogru yakinsar sonra da bu status quo olur. Sicagi sogugu, mesgulu issizi, insanlisi yalnizi; butun gunler rahat gecer. Buna da rafine denir cunku sadece oz parcalari kalan yasam heterojenden ziyade homojen bir goruntu cizer. Oze ait olmayan kisimlar sanki butun carpismalar, itismeler, cekismeler sonucunda ringin disina atilmis gibidir. Ama ne? Benimki sinsi. Kadin sinsiligi var resmen. Kamuflaj oyle basarili ki ben bile, olum tamam iste simdi rahat ettigin andir, diyorum her gune baslarken. Severek yaptigim bir is. Azicik insan. Ananas gibi bir ev. Ama nasil oluyor da oluyor -tam cozemedim henuz- birden beklenen tarihler gelmis isler yetismemis, duvarlar usul usul sikistirmaya baslamis, uc bes kisiden kacarken koseler bitmis oluyor. O kadar rafine bir hayatim var ki gunluk sohbetlerde en cok kullandigim sozcukler perspektif, tavir ve paradigma. En cok kullandigim cumlelerin "Yahu bu nasil bir perspektif yoksunlugudur!?", "Hayata karsi tavrini hic mi sorgulamiyorsun?", "Butun paradigmalarini kaydirmak istiyorum!" olmasi ise uykuya dalmadan tam onceki o anda yuksek sesle, sinsi kaltak!, diye bagirmamin sebebidir. | ||
|
|
||