|
15 Aralık 2009, Salı
saat: 01:10
kollarım kısa istediğim yerlere uzanamıyorlar. içimde dünyalar kapkara dışımı ışıtamıyorlar. ne daha fazla düşünesim ne daha fazla eyleyesim var. okuduklarımı anlamıyorum. anladıklarımdan haz almıyorum. daha kötüsü haz aldıklarımdansa bir dünya kurulmuyor. hani şu dört başı mamur dünya. siz vazgeçeli çok oldu biliyorum. eksiğiyle gediğiyle kabullenmeyi bile öğrendiniz belki. ayak uyduramıyorum. dört başı mamur dünyan(m)ın peşine düşüp uzaklara dalıveriyorum. bütün bunlar yalnızca acı veren şeyler. oysa yalnızlık upuzundur. hocanın un serdiği ipler gibi ince ve uzun. ve hocanın un serdiği ipler gibi umut dolu. bir gece bir telefon çalar. umudunuzu da elinizden alırlar. naçar kalıverir insan. melodiler de hep daha yırtıcıdır o zamanlarda. hayat böyle garip eşleşmelerle ve denk gelmelerle doludur. şaşmamak gerek. | ||
|
|
||