|
15 Aralık 2009, Salı
saat: 10:02
Neye onem vermem gerektigini bilemiyor oldugum su yasimda endise uyandirici olmali belki. Hala ve hala islerin yeteri kadar ertelendigi ya da ilgilenilmedikleri surece bir sekilde duzluge cikacagina olan inancimi koruyorum. Aklimin bir kosesinde "peki ne olacak simdi?" sorusu beni icten ice kemirirken bir seylere birak odaklanma, baslamakta bile zorluk cekiyor olmam son bir kac vakittir basli basina endise verici aslinda. Bir de bunun uzerine her seyin mekan ve zamanlarin bir turlu uymamasinin verdigi karmasalar eklenince kendimi bir sahilde, 2 gun ertesini dusunmeden uzanirken bulma istedigim iyice sahlaniyor. Insan cok insanla sevisiyor ama az insanla uyumak istiyor sarilarak. O anda anliyorsun herhalde sevdigini. Ya da ruyanda gordukten sonra uyaninca yoklugunu farkettigin anda. Bazi kavramlari yitirdigimi, ama gercekten de sonsuza dek yitirdigimi goruyorum. Dongusel bir mantik yurutursek bir zamanlar birinden duydugum gibi uzulememe uzuluyorum. Bir seyleri sonsuza kadar yitirmis olmaya uzuluyorum, yitirdigim seye degil. Belki de inceden, derinden olmeye baslamak gibi. Anthony'nin korkusunu dusunuyorum. Hayatinin ilerisinde, en azindan gorebildigin kadarinda, bir amac olmayinca insanin nasil kendini boslukta bulabilecegini dusunuyorum. Bir seyi beklemek de degil aslinda; o fazlaca romantik benim gibi biri icin dahi. Hayatima anlam katmak belki de. Ama bu da ici bosaltilmis bir terim gibime geliyor. Tek istedigim bir seyi istememek aslinda. Duzen belki de. --- -Maybe I want things to stabilize for a bit. -In chemistry, you are dead if you are not moving. -I think that applies to living things in general. --- Sadece kafami dinlendirmek istiyorum. | ||
|
|
||