|
16 Aralık 2009, Çarşamba
saat: 03:11
bu sefer denk geldiğim grup o kadar mükemmel ve bu sefer yaptığımız görüşme o kadar iyiydi ki, günün telefon konuşmasından sonraki bir buçuk saatlik yürüyüş kısmını, yaptığım bokluğun bütün bu süreçteki nazar boncuğu olduğuna kendimi inandırmayı başaramayarak geçirdim. bir iki iğneli söz duyar, saçmalığım yüzüme vurulur umuduyla açmıştım telefonu. böylece savunmaya geçerek aslında o kadar kötü birşey yapmadığımı düşünmeye başlardım ve işin bütün o kendini aklama kısmı kendimi yeniden iyi hissetmemi sağlardı. olmadı. sonra pınar aradı, perşembe vakfa geldiğimde cihazları da getirmemi hatırlatmak için. işin sorumlularından biri olarak canıma okur diye ona da anlattım, ancak kendisi önce bir aa çekmekle, sonrasında da 'olsun ama ya, görüşme çok iyi gitmiş, sen ona bak' diye sevinmekle yetindi. neyse işte. canım sıkıldı. sonra lisanstan bir arkadaşım aradı. geldiğimden beri hala görüşememiştik, pazar yemek ısmarlamak istemiş bana. ama birkaç güne gideceğimi ve birkaç hafta uğramayacağımı söyleyince ve önümüzdeki birkaç gündeki müsait zamanlarımızı bir türlü denkleştiremeyince, hemen bu akşam görüşmeye karar verdik. telefondaki plan beşiktaş'ta oturur çay kahve içerizdi. ama buluştuktan sonra hadi madem taksim'e gidelim'e döndü. iyi ki ben kendisini beklerken volkan'ın arayacağı tuttu. önümüzdeki iki günün bir arasında kendisini görürüm diye umuyordum, ama henüz ses etmemiştim. ali'yi beklediğimi, birkaç güne gideceğimi ve kendisi memleketi terk etmeden önce görüşmemiz için pek fazla olanak olmadığını öğrenince, o da atladı geldi. hem işte eski arkadaşlar buluşması olurdu. ben başta işin sadece bu kısmına sevindim. üç kişi olunca anlatıp hatırlayıp gülecek daha fazla şey olur diye. ama sonra sadece orada olduğu ve ben kalakaldığım zamanlarda o idare edebildiği için müteşekkir kaldım. insanın pek bir sevdiği, bir süredir önce ayrı şehirlerde olmaktan sonra da karşı tarafın, meşgul diye tarif etmenin yetmediği bir hayat sürmesi yüzünden görüşemediği, ama bütün bu süre boyunca kendi halinde hala pek bir sevmeye devam ettiği arkadaşının bir orospu çocuğuna dönüştüğünü görmesi çok üzücü. istediği hayatı yaşıyor, aslında tam hayal ettiği gibisini değil, ama ona ulaşabilmek için de resmen beş yıllık kalkınma planlarına benzer bir plan hazırlamış, kesinlikle kendisine en uygun mesleği seçmiş, keyfi yerinde ve mutlu. ama umarım birkaç yıl sonra, insanın yaşının küçük ve yaptıklarının bazılarının saçma olduğu zamanları hatırladığında yaptığı gibi, 'uff abi ne gerizekalıymışım' der bugünler için. bugün karşımda bambaşka bir adam gördüğüm için şaşakaldım. bir daha gördüğümde belki de 'sence de biraz saçmalamıyor musun' diye sorarım. belki de aslında bana düşmez, böyle mutlu olduğu için ve bütün mesele aslında benim sadece onu mutlu edenin böyle birşey olduğuna inanmak istemediğimle alakalı olduğu için. falan fıstık. cumayı iple çekiyorum. çok kısa süreli olduğunu biliyorum, ama bence hala çok güzel. evet. bir süre durup düşündüm. cumayı gerçekten iple çekiyorum. bu kadar. | ||
|
|
||