|
18 Aralık 2009, Cuma
saat: 16:49
renkler güneşten çıktılar renkler güneşe girdiler renkler güneşsiz öldüler ne renk gerek bana ne renksizlik RENK Renklerin dilinden bahset dedi. Sırtını güneşe yaslamış adam. Bahset ki güneşe bakmaya bir sebebim olsun. Bilge asasına yaslanıp derin baktı güneşe. Gri toprakların hep bir gün bereketeleneceğini düşledi babalarımız(benim babamın da düşü aynı mıydı bilmiyorum) Su gelecekti ve yeşile dönecekti dünya. Ambarlar buğdaya. Çocuklar uykuya doyacaktı. Belki bu yüzden Uçsuz bucaksız bozkırın ortasında gözümüzden esirgenen renkler içimizde yeşerdi. Gök kuşağını içimize ördü. güneşe kırpmadan bakıyoruz bu yüzden. Gri toprakaların çocuklarıydık. Uçsuz bucaksız toprakalrımız ve hiç uzamayan tepelerimiz vardı. Utangaçtık. Cümlelerimiz yüklemlerden ibaretti. Kısacık. Özentisiz. Sade... bilmiyorum. Evet. Hayır. (aslında evetimiz he;hayırımız yoh’tu. Dilimizde size uymayan kelimelerimiz çohdu...) Gri toprakların çocuklarıydık. Mavi evlerde büyüdük. Geniş ve biçimsiz kapılarımız, kerbiçten duvarlarımız vardı. Ne zaman eve dönsek bir yanımız kan ve çamurdandı.. Mavi kapılı evlerde büyüdük. Elimizide çakımız. Kaç çentik attık başımız yerde beklerken duvar diplerinde. Mavi pencereli evde tüle düşen gölgenin hayaline, Kaç yutkunmalarımız oldu boğum boğum. Gece yıldızlar geçerken üstümüzden. Kaç sabah uykusuz kaldık. İçimizde biriken renkleri saymazsak. Gri renkli topraklarımız. Mavi renkli kapılarımız ve yıldız dolu kara gecelerimiz vardı. Bir de yutkunmalarımız. güneşler bir yerden çıktılar güneşler bir yere girdiler güneşler onsuz öldüler ne aydınlık gerek bana ne karanlık Kırmızı hep şimşek çakmasıydı. Kısacık. Telaşlı. Aceleci. Gülün renginden önce sevdiceğimizin al al yanağından tanıdık kırmızının rengini. Eğip bakışı dönüp gidişi Yorgun gözümüzün halkalarında geceyi uyuttu. Sustuk. Mazeretler çoğalttık.kan kırmızısı gözlerimize. Ve biçimsiz sayılar düştü kocaman kıllı elleriyle şehirden gelenler. Mavi kapımızın tam ortasına. Kırmızıyla sayıldık. Biz 55 nolu evde ,sevdiğimiz 123 deydi. Aramıza bir sürü haneler sıralandı. Gri dopraklarda mavi kapılı evde ayrılığın sayılanıydı kırmızı. Hiç alışamadık. Sonra gecelerimizin sağ üst köşesine ilişti birden. Kırmızıya noktalandık. renkler güneşten çıktılar renkler güneşe girdiler renkler güneşsiz öldüler ne renk gerek bana ne renksizlik" (asaf halet celebi) ak sakalını kaşıdı bilge. gözlerini yumdu. sustu siz olsaydınız da çınlar mıydı gözleriniz göğümde | ||
|
|
||