18 Aralık 2009, Cuma
saat: 20:44


Yine bir Ankara, yine saçlarım yok, yine dişlerim büyük bir hızla çürümekte,yine bu evde hem huzur hem büyük huzursuzluk karmakarışık salonun danseden bir çifti ve gümüş çakma bir tuğrasıyla başbaşa.Mutfak değişmiş, hiçbir şeyin yerini bulamıyorum.

Kardeşim, ortak bir arkadaşımıza olan borcumu ödediğini söyledi. İyi dedim.
Beşinci katta olsaydık hem kendimi hem o beşinci katttaki bütün fast foodları ve onların umutsuz serkeş formaları içindeki yavaşlamaya ihtiyacı olan bireylerini atardım. Ve saoda neredeyse mutlu olabilecek bir dünya.Yemek hazırladığım zaman sen otur reyhan yapar diyor babam. Neden burdayım bilmiyorum. Bana göstermek istedikleri ne bilmiyorum. Küçük sarayda ne mutluymuşum halbu ki. Daha doğrusu mutluluk bir gereklilik değildi. Bir koltuk bir dijitürk bir internet bir de ben.Uzun yıllardır ev denilen şeyi bilmiyorum. Bu çingen içimden ve hayata bağlayan "dış güçlerden" geçiyor.
Ankarada yağmur var.
İstanbulu sel götürüyormuş dedi babam. Babam her şeyi bir felaketmiş gibi sunup, hele bir durun der. Hle bir durun, kimse hareket etmezse bize zarar vermezler.

Kardeşim, haziranda evleneceği için düğün salonları ve ev eşyaları bakıyor.

Babama televizyon bağımlılığımdan bahsedince, bana kendi methodunu öğretti. El radyosu. Geleceğin buluşu bu dedi.
Cep telefonu kullanmayan tek birey olarak geleceğin buluşundan benim de istifade etmemi istemesi normal tabii.
Bugün de açılmazsa saçlarım, açılmaz gibi görünüyor, kökten kazımam lazım.
Üç-beş günden uzar dedi babam. Kafana takma dedi. kUAFÖRLER ARTIK çok gelişti, bir şey sürerler açılır dedi. Baba ben rastafar oldum dedim. Bunun bir sonraki aşaması ne biliyor musun, rastafari ve sonrası, bir çöplükte, orwonun dediği gibi zeka seviyemi 5 yaşa indirerek santur çalmam olacak. "Üç beş günde uzar". Eskiden de "üç beş kilo daha versen tamamdır" derdi. O zamanlar götümle göbeğim aynı yerde gibiydi. Ne üçü ne beji?
Kütüphane için annemin reyhanın sözü sırasında yeni kaplattığı sandalyelerden birine çıkıp bana Gorki mi jack london mu dedi? Gorkileri okudum, jack londona bakalım dedim. Sen buraya bir merdiven alsana baba dedim. Kaç yıl daha onu kullanacağını düşünmeden bilmeden. Doğru, bazen lazım oluyor dedi. Az da değil, dörtbine yakın kitap var salonda. Annem üstelik kızıyormuş sandalyeye çıkınca. Kedi rakı oldukça somurtkan, habire elimi ısırıp hırlıyor.

Ulan sen yokken ben vardım.

Ya da yoktum. Kendimi bol yeşillikli bir odaya kapatıp hıçkırarak gülesim var.




istanbul
hosting