|
20 Aralık 2009, Pazar
saat: 02:58
çok yorgunum. güzel bir yorgunluk. uzun zamandan sonra ilk kez ilerleme duygusu hissediyorum. sükunet, birazcık huzur, kabul. bunlar güzel şeyler. bunları hayatım boyunca küçümseyip sonra çok aradım ben. bunların peşinde çok perişan oldum, çok pişman oldum ben. onun için memnunum şimdi bunlardan. mülakatlar zor ama fena değil. fakat benim sorularım aşırı absürd ve kişisel kalıyor. yani okuduğum örneklerde hiç benim gibi "yok artık, aa inanmıyorum, hadi canım atıyorsun" diyen bir sosyolog yahut antropologa rastlamadım. sorulara özellile dikkat ediyorum şimdi, soruları çok ciddi buluyorum ama. gerçi o ciddi sorulara bayağı konuşmuşlar, benimkiler pek konuşmuyor, daha doğrusu çok zor konuşuyorlar. neyse, ben bu ay inanmıyorum tarzı sosyolojiyle doğru birşey yaptığımı düşünüyorum şimdilik. zaten sosyoloji biraz da ay inanmıyorum tarzı bir bilim bana sorarsan. ya da bilim mi yoksa ideoloji mi deeeeeermişim. neyse, şu doğruyu yapma işini şimdilik böyle düşünüyorum. daha doğrusu şöyle söyleyeyim, henüz çok başındayım, muhtemelen birkaç ay sonra bu yaptığım görüşmeleri hiç beğenmeyeceğim ama şu anda başlamak bile bana çok iyi geldi. bu arada kayıt işlerini bir yoklamalıyım, inşallah bitmiştir. dünyaya bir daha gelirsem otuziki yaşımda öğrenci olmayacağım lan günlük, hatırlat bana. sonra çamaşır makinesi yine bozuldu. tam buzdolabı aldığım için yaptığım şenlikler bitmişti ki çamaşır makinesi çıktı piyasaya ve onu alacak param şu anda kesinlikle yok. para demişken, ofisin büyümesi projesi ingiltere'den onay aldı. iki yıl içinde 40 kişilik bir ofis olacakmışız. bu beni sadece korkuttu. bu işi iyice öğrenmem gerekecek, ne kadar çok şey öğrendim şu hayatta, inanıyorum ki en çok şeyi ben biliyorum deeeeeeeeeeeermişim. bunu da iyice öğrenmesem. benjamin one way street, rifat ali ebu el-hac formation of the modern state, necmi erdoğan yoksulluk halleri, tekinalp borçlar hukuku ve banka hukukunun esasları, işte bunlar bir ömür boyu manyak gibi okuduğum kitaplardan sadece birkaçı. hepsinin kalbimde ayrı bir yeri var. hayat beni iyi bir finans avukatı yapmak için götünü yırtıyor, ben de buna direnmek için. halbuki ben akademiye dönmek istiyorum. ne akademi mi? herkesin korkak, kompleksli, muhallebi çocuğu, sosyopat ve aşırı rekabetçi olduğu o yere mi? hadi canım. düzelteyim, tezimi yazmak istiyorum. galiba yazacağım diyor içimden bir ses bu kez. birhan keskin var ya, çok büyük şair. gerçekten büyük şair. şiir okumaktan çok sıkılmıştım ve son beş yıldır okumuyordum, bana yeniden şiir okuttu. şahane yazıyor. ben aslında bu tip şeyler yazmak isterdim. şiir değil de hayata dair esaslı şeyler işte. bazen diyorum ki, bazen biraz sus diyorum kafamın içine, beni rahat bırak. o kadar. | ||
|
|
||