20 Aralık 2009, Pazar
saat: 16:19


Masayı pencerenin önüne çekmiş bir yandan internette gezinirken bir yandan kahvemi yudumuyor, batmakta olan güneşi ve askeriyeye kadar uzanan küçük ormancığı seyrediyordum, soğuk ama duru bir güzellik vardı atmosferde;başımı gökyüzünden yeryüzüne çevirmiştim ki; o anda hemen yanımızda 2. katı yükselmekte olan inşaatı ve tahta iskelenin üzerinde demir taşıyan , 8 derece havada üşümüş ve yorgun düşmüş işçiyle göz göze geldik ; benim yerimde olmak istermiydi diye düşündüm; içeride ve sıcak , oysa benim onların yerinde olmak istediğim zamanlar olmuştu ama o bunu bilemezdi.Hani herkesin mücadelesi kendine göreydi, evrende mükemmel bir adalet vardı, bir de mutluluk nerdeydi içimizdeydi, ama zulme de boyun eymemek gerekirdi, bugün maden ocaklarında ölen işçiler için, zor şartlarda çalışanlar için ; insanlık onurunu kaybetmişlerin dünyasında birşeyleri değiştirmek için, temizlik dürüstlük ve insanlık için birşeyler yapmak gerekirdi. Birşeyler yapmak istemek vicdanı rahatlatmaya yetmezdi, oysa herkes kendi olma yolunda yürürdü ;üstbenlikti ,yaratandı o herşeyi düzenlerdi, karşılaşmamız gereken zorlukları o karşımıza çıkarırdı ,zaten hayat bir mücadeleydi , her yaşanmışlık bizi biz olmaya biraz daha yaklaştırıdı ,öğrenmek güzeldi,öğrenmek candı , peki akıl ve irade nerdeydi? o da mutluluk gibi içimizdeydi galiba ,biraz fazla içimize kaçmıştı , onu yüzeye çıkarmak mı gerekirdi acaba? oysa bulutların arasından parlayan güneş kadar aşikar birşey vardı , insanlar da acılar gibi çeşitliydi, zengini fakiri hastası sağlıklısı güzeli çirkini bu kadar çeşitlilik arasında insan öznel olmak zorunda kalabiliyordu, kendi doğrularını kendi yolunu çiziyordu ve yürüyüp gidiyordu işte, yaptığı şeyin gerçekten yapması gerek şey olduğuna onu ikna eden içinden gelen sese güvenmek zorunda kalıyordu.Birşeylere güvenmek zorundaydı insan , birşeylere inanmak zorundaydı , yoksa zor olurdu devam etmek, oysa hayat akıp gidiyordu aslında o bulutların arasından parlayan güneş kadar aşikar olan tek şey o güneşin gittikçe alçaldığıydı birazdan batacak ve sabaha karşı yeni bir günü başlatmak üzere tekrar doğacaktı, hayat akıp gidiyordu ve insan güzel günler göreceğine inanmak zorundaydı...

biterken: jason mraz details in the fabric çalıyordu.


yazılarım da benim gibi bir yere varmıyor değil mi? sikko bir insanım evet,



everything will be fine ...

hold your own
know your name
go your own way!

istanbul
hosting