20 Aralık 2009, Pazar
saat: 17:53


faşizan bir söylemle, ultra-faşizan bir söylemin karşı karşıya gelmesi ve mücadelesi mutlaka bir kısım eteklerde kalan birimlerin yok olmasına ihtiyaç duyacaktır.

böyle bir süreçte direniş ancak ve ancak bu karşı karşıya gelmiş iki faşizan söylemin arkeolojisinin yapılmasıyla ve bu arkeoloji sonucundaki ifşayla sürdürülebilir. bu ilk aşamadır. ikinci aşama temel değerler üzerinde hızlı bir uzlaşma ve bu değerlerin önderliğinde bir savunma ve zamanı geldiğinde de saldırı cephesinin kurulmasıdır. savunmanın dili kurulduktan sonra o dil üzerinden ve o dilin yetenekleriyle bir saldırı ya da atak başlatılmalıdır. dilin kurulması aşamasında faşizan söylemlerin sonuna dek tüketip sonuna dek tekrar ürettikleri pathos, yeni bir kurgu ve yeni bir çerçeve içinde ele alınmalı ve faşizan söylemlerin malzeme ettiği boyutun ötesine 'insan'a taşınarak tekrar hakkettiği boyuta ulaştırılmalıdır.

bu bağlamda "önce söz vardı"r. sonra da altı günlük bir süre. dilin çizdiği sınır çizgilerini yine yeni bir dille silmek zorunluluğu, 'yeni' siyasal hareketlerin yegane hedefi olmalı diye düşünüyorum. bu anlamda enternasyonalizm, kendisinden çok şeyler öğrenilecek bir siyasal yapı olarak karşımızda dikilmektedir. sol söylemin pathostan kopuşu ve bu kopuşla eşzamanlı olarak ezilen zümrelerden kopuşu ve açılan boşluğa faşist ve ultra-faşist söylemin sızması, solun içinde bulunduğu en zorlu çıkmazdır. bundan dolayıdır ki sol yeni kuracağı dile pathosu yerleştirmeli fakat bu yerleştirmeyi, faşizan söylemlerin bağlam kurgusundan da farklı bir bağlam kurgusuna oturtarak yapmalıdır. mağduriyet vurgusu bu anlamda önemle üzerinde durulabilecek noktadır. zira mağduriyet vurgusu üzerine dil kurmak, bir yerden sonra sürekli faşizan kara deliğe dönüşme eğilimi taşıyor. ya da diğer bir deyişle mağduriyet üzerine kurulan bir dilin entropisi daha yüksek oluyor ve bozulması ve aşınması daha hızlı gerçekleşiyor. bunun karşısında durabilmek için sol, kendisini mağduriyetler ve ötekiler üzerine tanımlamaktan vazgeçip, kozmo-vizyonu üzerine bir tanım geliştirmeli ve dili bu eksene oturtmaya özen göstermelidir.

bu türden bir kozmo-vizyonel duruş hem kara-delikten hızla uzaklaşabilir, hem de iç yapısı itibariyle entropi eğilimi daha düşük olur. diğer taraftan böyle bir kozmo-vizyon kurulumu esnasında, etik ve estetik değerler yeniden tartışılıp yeniden kurulabilir. bahsi geçen şey, kuşkusuz bir rönesanstır. ve kuşkusuz karmaşık ve zor bir süreçtir. benim görebildiğim, bu sürece girebilen ve o süreci gezegensel bir sürdürlebilirlikle harmanlayan toplumların geleceğin dünyasını kuracak toplumlar olacak olmasıdır. diğer toplumlar, faşist, ultra faşist ve pseudo-faşist oluşumlara teslim olmak zorunda kalacaklardır.

istanbul
hosting