21 Aralık 2009, Pazartesi
saat: 02:45


çarpım tablosunu ezberlediğim, ilk hecelemeyi yaptığım yıllarda, doksan kilometre bana gidilmesi çok uzak bir yer gibi gelirdi. korkardım. sanki hiç bitmeyecek bir yolculuk gibi gelirdi. altı üstü otobüs ile bir saat onbeş dakika, araba ile ellibeş dakika. gitmesi güzeldi ama dönmesi hep hüzünlü olurdu. hele sen ordan, arkamdan çoçuk gözlerimin içine bakıp ellerini sallardın ya bir başına, işte o zaman bir şeyler parçalanırdı içimden, ağlanacak pek bir şey yok gibi gelebilirdi sorsan herhangi birine. nede olsa dönülebilinirdi. ama vedanın her türlüsü biraz gözyaşı biriktirir. ak düşmüş saçlarına, gözlerin capcanlı her zaman ama. kiraz bahçelerini sen sevdirdin, sevgiyi sen öğrettin önce. ilk resmide sen çizdirdin bana. minik bir ev, yanından çatısına doğru uzanan bacası. kapısının önünden çeşmesine kadar uzanan patika yol. evin arkasında karlı dağlar. iki dağın arasından henüz doğmuş güneş. gökyüzünde "m" harfinden yapılmış kuşlar ve bulutlar bembeyaz. sevgiyle, huzurla uyu. sen her zaman bir gökkuşağı kadar güzeldin. konuşamıyorum.

istanbul
hosting