21 Aralık 2009, Pazartesi
saat: 02:51


öğleyin gri gökyüzünün bir köşesinden kaçıveren güneşin denizi nasıl da ikiye böldüğünü izliyorsun. dalgalar kumsalı silip süpürmüş, evlerin, binaların duvarına dayanmış, sen de bir merdiven aralığında dikiliyorsun. gece olduğundaysa sapsarı ışık altında soyutlanmış gibi duran geniş yollardan geçiyorsun. akşam hava karardıktan çok sonra, bir arabanın arka koltuğunda, iki elinin arasında iki el, istemeye istemeye yol alırken, hasretli gönüllü düğün orglu bir şarkı dinliyorsun. aradan birkaç saat geçmişken, başka bir arabanın ön koltuğunda, türk sanat müziği eşliğinde, yorgunluktan ağzını yırtmaya ramak kalmış esneyerek yol alıyorsun. daha kaç saat önce mırıl mırıl oturur halde, ondan da önce keyiften zevkten yüzünde güller açmışken, sonra kendini kocaman kutunun bir ucunda, birilerinin gazabından senin için kurtarılmış birkaç isviçre çikolatasını götürürken buluyorsun.

bu sefer korkmadım. daha önce hiç korktuğum olmamıştı. ama bu en sondan bir önceki sefer yüz kadar kişi serbest düşüş haline geçtiğimiz için kolçaklara yapışmış bulmuştum kendimi. ayılanlar bayılanlar olmuştu. yapma be, daha 26 yaşındayım be diye pazarlık yapıyordum ben de o sırada. bugünse gün boyu gerginlikten ölüyordum, doğru. sürekli bulutları kolluyordum. ama bu sefer önceden uyarıldık allahtan, durduk yere vurup kaçan bir düşme hali olmadı, birazdan düşer gibi olacağımızı biliyorduk hep. zaten bu sefer o kadar heybetli de düşer gibi olmadık. azar azar sadece. o düşer gibi olmaların ilkinde tam korkayazacaktım ki, eeah saçmalama be dedim, bu sefer kendime. birdenbire geçti. ben de kitap okudum.

iş için başkasıyla anlaşırsan haberdar et demiştim çocuğa, söz sen kaybedersin muhabbeti çekmeyeceğim demiştim. haber verdi sağolsun. ama ben sözümde duramadım galiba. ama benimki sen kaybedersincilikten ziyade, ucuza gelsin diye abuk sabuk bir çeviriyle karşılaşmazsın işallah temennisiydi. diğer işten hala ses yok. yarın gözde'nin bir bağlantı bulduğu şu yayınevini arayacağım. adam umarım atla gel demez. biliyor gerçi gelemeyeceğimi, söylemişler ona önceden. iki tane daha ders haberi geldi. biri henüz yarım saat önce. ama ben bu tipitiplerin taktiğini çözdüm. bir mail atıp umutlandırıyorlar, sonra kendilerinden bir daha haber alamıyorsun. yine de iki hafta beklemeyi kabul ederlerse görüşelim diyeceğim. hala hiçbir şey bulamazsam, uğur'un bu sefer lafını yutmasına izin vermeyeceğim. daha önce de şunu bunu tanıyorum, seni bilmemkimlerle tanıştırayım deyip sonra da sessizliğe gömülmüştü. bu sefer yemezler. birkaç ufak tefek iş var ama, az biraz para getirecek. bir hatunun nasıl da çakallık yaptığına afallayıp, ertesi gün de ben çakallık yaparak işin yarısını kaptım. mutluyum.

öyle işte. yarın bütün gün deşifreleri bitirip, düzelti işlerini tamamlar akşama yollarım. sonra da meh meh meh möç möç möç diye keyifsiz keyifsiz otururum birkaç gün. cumartesi elbet gelir.

istanbul
hosting