|
21 Aralık 2009, Pazartesi
saat: 04:41
şu anda kendimden midem bulanıyor. içimdeki suçluluk duygusunu bir türlü silip atamıyorum. ben ne berbat bir halt ettim böyle. sanırım ilk kez verdiğim bir sözü yerine getirmedim. değildir muhtemelen de böylesine kötü sonuçlar .. ah. çok berbatım çok. tek çıkarımım anneannemin kötülük listesinin son mertebesine ulaşmasam da epeyi yakınında oluşum. liste şöyle: 1- kötü 2- normal kötü 3- bildiğin kötü 4- kötünün kötüsü 5- uuuu çok kötü çok 6- öyle kötü ki... kendime bugünki ahlak sınavından bu durumda 4 vermiş bulunuyorum. yarın gireceğim tekrar tekrar tekrar sınavında da tekrar tekrar tekrar batacağım. bu da berbat bir şey. (aklımdan geçiyor sürekli vurgusuyla: this sucks. damn it.) birileri bana sadece iyi niyetime ve konuşma tarzıma güvendi ve ben bu güveni iğrenç bir şekilde yok ettim. aynı kelimelerin etrafında dönüyorum ama başarı şansını teptim, üzerine başarımın getirisini ekleyip ok gibi en uzağa fırlattım. en saçmasıysa, bu konudan haberdar olan kişilerin kendime çektirdiğim sıkıntıdan haberdar olmaması. e salak o zaman neden kaçtın? korktum. daha beter mahvetmekten korktum. insanlarla iletişime geçmekten korktum. yüzyüze gelmekten korktum. Özgüvensiz, yalancı, korkak, prensipsiz, sorumsuz, asabi, dedikoducu, kaba, kırıcı, yıkıcı, terbiyesiz, miskin, ukala, meymenetsiz, yağ tulumu budala. ödlek, öküz, öfkeli, kancık, kinci, kararsız, tembel, uyuz, soğuk, karamsar, itici, gıcık, sevme özürlü budala. not: her zaman kendime bu kadar kızgın olmuyorum tabi. ama dışarıya saydırabiliyorsam, eh biraz da kendime saydırayım ki, belki gedik bulduğum abartılı ya da abartısız bu saçma ve kendime yakıştıramadığım özellikler üzerine çalışabileyim. özgüvensizliğim genelde üşendiğim işleri yapmadığım zaman sığındım bir bahanedir hep, gibi... neyse emre geldi. uyumaya gidiyorum onunla. sinirim geçer belki. | ||
|
|
||