23 Aralık 2009, Çarşamba
saat: 23:16


tanıl bora derdimi ne de güzel özetlemiş:


"Bu kesimlerin bir kısmında bir sol kimlik kendiliğinden verili. Sol sanki kendileriyle kaim, kendileri fıtraten, doğal olarak solcular ve zaten yönelimleri her ne olursa olsun solu temsil ediyorlar, gibi. Bu asıl solun başka bir krizine de işaret ediyor bence. Hayat tarzı solculuğu diye karikatürize edilen ya da eleştirilen durum var ya... Herhangi bir toplumsal ya da siyasal etkinlikle, angajmanla bir ilişkisi kalmamış ya da alabildiğine körelmiş, salt kültür tüketiciliğiyle, "medeni" diye kodlanan bir şehirli hayat tarzıyla kaim hale gelmiş kültürel solculuk. Şimdi bu zümrenin bir kısmı, "şehirli" olmaklığı ve kültür tüketiciliği rutini aracılığıyla kendini zaten solda görüyor. Bunda bir problem görmüyorlar ve onların milliyetçiliği de kendiliğinden sol bir milliyetçilikmiş gibi oluyor kendi nazarlarında; böylece kendilerini kolayca rahatlayabiliyorlar. Bence problemlerden biri, bu. Şu sorulabilir; solculuğun başka hiçbir zemini kalmadıysa, bu "hayat tarzı solculuğu" dediğimiz şey bari hiç değilse bir korunak sağlamıyor muydu? Belli ki buraya kadar, böyle bir yere kadar sağlayabiliyormuş. Böylece solculuğun orta sınıflara, orta sınıfların gündemine sıkışmasının da hudutlarını görmüş oluyoruz. İşte bu da sol açısından birçok tarafı ile problem edilmesi gereken bir durum. Milliyetçiliğe kapılma meselesine dönersek: Kuşkusuz aynı zamanda solun milliyetçilik ideolojisiyle geçmişte hakikaten yeterince hesaplaşmamış olmasının yükü de şimdi ortaya çıkıyor. Özellikle Kemalizm ile, belirli bir Kemalist söylemle solun yurtseverliğe ve anti-emperyalizme yüklediği anlamların fazla sorgulanmaksızın ortaklaşmış olması. Oradaki ince ve kalın ayrımların yeterince gözetilmemiş olması şimdi bir yük olarak ortaya çıkıyor."

devamı için:

www.birikimdergisi.com/birikim/makale.aspx?mid=284&makale=Tan%FDl%20Bora%20ile%20S%F6yle%FEi:%20%22Enternasyonalizm%20Bir%20De%F0erdir%22





istanbul
hosting