24 Aralık 2009, Perşembe
saat: 18:50


adam tam da bu gün yalnızdı. tam da bu gün sırtını dayadığı duvara çıplak. saçları dağınıktı. yarı karanlık. yüzünü örten her telde sığıntıydı. kırışıklarda kayıp.

adam elini cebine sokmuyordu. adam elleri kadar yalındı

"belki şiir değildir arkamdan kovalayan" dedi.

"sen belki sahiden sensindir." yani kırılan ayna.

adam. üşüyordu. tam da burda.

...

sonra mevsimler geçti peş peşe. adam hala orda. saniyenin içine sokulup bir kedi gibi geçti art arda bin ömür. kalbinin tam ortasında parçalanmaz bir dünya. adam ellerini sıkıyor. yalın yalnız orda.

siz bakıp geçiyor gibi gidiyorsunuz. önünüzde yürünmemiş yollar. ardınızda kırıntısı kaygılarınızın. bakmakla körlük arasında seyir halindesiniz. örtüksünüz. sıcak. yasalarınız çağırıyor sizi. yasaklarınız. halının altına süpürülmiş gibi orda duran o adam. üşüyor. tam da şiirin şehrin ortasında...

okuyor gibi dokunuyorsunuz kelimelere. her harfinde terfi ettirilmemiş kalpler taşıyorken adam. bütüncül öldürüyorsunuz harfleri kelimede. cümlelerinizi çekin bayım.

adam uyuyor... orda...

tam da bu gün keşfetti. uzun da yazılıyormuş bir gölgenin dayanılmazlığı...


istanbul
hosting