|
27 Aralık 2009, Pazar
saat: 23:35
madem yedi senedir öyle veya böyle buraya notlar, izler şeyyapıyormuşum, bir yılın sonuna daha geldiğinde hesaplaşmamızı az çok geçelim şuralara. şimdi bi kere son yazdığımdan bu zamana , hayatımın en saçma sapan saçılamasını yaşadığımı söylersem, geçirdiğim bu son 10 aya pek ayıp etmemiş olurum sanırım. bir kere, "kendini bulmaya çalışmak" doğru bir karardı tamam mı? ama amaç gerçekten o olsaydı. nesye, neticede eşşek kadar olmuş bir insanın, neyi yapıp neyi yapamayacağını anlaması bir 3-4 aya halloluyorsa, bir ilerlemeden söz edebiliriz. bu esnada hayatının orta yerine ızdırap saldığım insana ne demek gerek bilemiyoruz. bir kere bencil olalım, içimizden geçeni yapalım dedik, anlattık ta derdimizi, onun altından da zarar ziyan çıkmasın mı? neyse. sonra ne oldu? çok sevmek, çok sevmek, çok sevmenin öznesinin ne kadar acayip bir insan olması. akılda kalan bir adres, sarı tonlu bir ev. güzel yemekler. bir çok cem karaca. bir çok hikaye. allahın belası bir sevmek yoğunluğu. ve insan karanlığı. becerememek, arkadaşım. becerememek. tamam, oldu. anladım. bir kadıköyün sahil tarafındaydım. yolun ortasında yalnızdım. esmer, upuzun boylu bir insan tarafından yalnız. sonra elinde, sakince yaptığı alışverişin poşetleriyle geldi. sonra ben yanına gittim. ve neden olamadığını anlattım. ne acayip, sevmeye başlarken, çağlarken, ağlıyordum. giderken, ağlıyordum. ümitli, sevmeli, ihtimalli şeyler hala ağlatır gerekirse. farketmez. neyse. wild is the wind geldi. oturdu yerine. bir insanın başına gelebilecek en hasarlı şey, arkasını dönüp, yürüye yürüye uzaklaştığı insan için çalanın bu şarkı olması olsun. eşşek kadar olmuşken hem de. haha. pekağla. gelgelgelim, ne oldu? yoluna soktum. üzdüğüm insanın gönlünü aldım. kaygılarım geçti. wild is the wind nasıl geldiyse, öyle geçmedi. ama aylar geçti. değişti. değişmek zor değil ha, bütün ömrüm bunun aksinde diretmesine rağmen yeni öğrendiğim şey bu oldu. lan, şıp yapıyorsun değişiyorsun. şıp yapıyorsun, yeni bir şey. değiştiğin hiçbirşeyi unutmamak var. ona da şarkı bombardımanı diyoruz. herneyse. kendi omzuma yaslandığımda daha az tedirginim nihayetinde. bu yılı o şarkıyla uğurlayacağım, ve kendime çok acayip bir afra tafrayla verdiğim sözü tutacağım: bir daha kimseyi böyle üzmek yok. hoşgeldin 2010. senden önceki çok saçmaydı. hadi sen de öyle şeyler yap! tuttuğum eli bırakmıyorum. | ||
|
|
||