|
28 Aralık 2009, Pazartesi
saat: 02:21
Yelkovan akrebi kovalarken.. Gittiğim yeri sel götürdü Döndüğüm yolda yangın çıktı Sel sulaklığıyla ateşi söndürmeye çalışırken, Yangın diğer yakınıma kayıverdi, Kayıverirken çokşeyi yakıp kavurdu Yaktı ki.. Cız etti yüreğim.. Kavurdu.. Simsiyah yaptı masum maviliği Mavi masmavi pırıl pırıl gökyüzü siyaha dönüşürken, Bembeyaz parıl parıl parlayan 'yıldızlarım' sarardı. Söndü yıldızlarımın ışıkları aydınlatmadılar beni geceleri Benle kaldım siyahlıkta Karanlıkta.. Karanlıktı,Kararttılar.. Onlar.. Onların onları,Şunların Bunları.. Oksijensiz kaldım Yanıma gelen ''Biri'' O biri bana 'Oksijen maskesi' verdi Ama Geçmişti ki.. Geç kalmıştı ki.. Yetişememişti ki.. Yangına teslim olan yollarda Yangının neden kaynaklandığını bulmak için Bir iz bulmaya çalıştım Susus kaldım Soru sordular cevap veremedim Tükürüksüz kalmıştım Aç kaldım Yerimden kalkamadım Soruları sordurttanlara asıl cevapları veremedim Verilmesi gereken cevapları veremeden.. Kaybolduğum yerdeki yıldızlarımı karartan yangından, Ayağımı kaydıran selden Uzaklaşmak istedim Uzaklaşmak isterken Anladım ki Aslında o 'birinin' bana oksijen maskesi vermediğini, Tek amacının yıldızlarımı karartmak istediğini farkettim. Yolumu bulduğum da ise Yelkovan akreple aynı hizaya gelmiş,Yeni bir gün başlamıştı bile.. Tuğçe.. | ||
|
|
||