28 Aralık 2009, Pazartesi
saat: 10:13


güllük,

cuma akşamı çok gezmelerime dayanamayan sevgili bedenim hastalık sinyalleri verince planlarımı evde geçirmek üzere apdeyt ettiğim şahane hafta sonumdan sonra deli bir enerji ve gülümseyen kocaman suratla işe başladım. dinlendim. yattım tüm hafta sonu. enlerin eniyle tüm hayri pıtırcan ve dostları serilerini baştan baştan birer kez daha izledik. küfrettik, ağladık, hopladık, zıpladık hah hadi bi daha okuyalım ya hu dedik. kadının zekasına hayranım canım. bak sahiden. helal bacım. saygıyla ve yanında azıcıkta hasetle önünde eğiliyorum...

ellerim dert görmesin misler gibi sıcak şaraplar yapıyorum. onları içip sıcak sıcak sızıyoruz. gecenin bir yarısı uyanıyorum bakıyorum üç kızın üçü bür yerde ışık açık, tv açık, dvd kendini kapamış bak sen akıllı şey, kanepelerde boyunlar tutulmuş ama bu keyfi başka ne verebilir ki diyip ohh aynen yatışşşşşş. sabahları fırından çıkan taze simitli kahvaltılar akşamları mantı ya da makarnalar. bakkalımla belli bi samimiyetimiz vardı ama çok ekmek yemeyen bünye dolayısıyla fırıncımla bu kadar gülüşeceğimizi tahmin etmezdim. kukumav kuşu misali tünediğimiz kanepelerimizden sıkılıp en son dün köşe kapmaca oynadık. konum değiştirip tv ye farklı bir açıdan bakmayı denedik. hmm son pozisyonumda Sirious daha bir iç gıcıklayıcıydı. ahh Garrim Oldmanimm... neyse.

hah keyfim yerinde bebeğim. "god took the stars and he tossed them" diyorum iç çeke çeke...

portakal, limon ve bergamot yapraklarından oluşup tadına doyum olmayan sağlıklı kış çayımı içiyorum bir yandan da. ama dayanamaz bu bünye kahveler birazdan.
ahh güllük, ne özlemişim, ne severmişim ya hu. ne kocaman bi aşk ki bu içinde eriyorum. hah bak değmeden eriyorum ki bu da ayrı bir ilginç benim için. neydi o? kaderde varsa bıdı bıdı neye yarar vıdı vıdı di mi? hah bak kendime itiraf ettiğim günden beri pek çok daha iyiyim. zira kendime itiraf etmemle canlarıma da ettim. elbette içimde tarifi mümkün olmayan fırtınalarım var ama sanane canım onlardan. işte hatırlıyor musun gözümün altında bi damlam vardı takılı, hah işte o hala orda. hep orda. aman canım bırak kalsın. noolucak sanki. kalsın. bana müstahak zaten. yok kendime kızmıuyorum da ya da yalan söylüyorum da bilmiyorum ya hu. rahat bırak beni. aşığım ulan! var mı ötesi? var mı daha güzeli? acı acı güzeli? birinin ayak seslerini tanımak nasıldır bilir misin sen? birinin huzurunu, mutluluğunu koşulsuz şartsız kendininkinin önüne koymak? sırf ufacık bakacak da gülümseyecek sana diye titremelere başlamak? ah güllükçüm, "stand in the shade of me" diyorum daha ne diyeyim...

"this lovin's all for you!!!"
Jem - come on closer


istanbul
hosting