06 Ocak 2010, Çarşamba
saat: 16:18


akşam konuşurken bir uçtan bir uca yine kendimle ilgili (daha yeni yaşadığım korkuyla bocalamayı hatırlayarak) bir noktayı yakaladım ama ses etmedim.
iyi oldu kaçmak ama. sakinleştim ve her şeyin normale döndüğünü gördüm, rahatladım.
hayal kurmaktan vazgeçmedim tabii. daha serin, daha sakin.
şimdik işe koyuldum. havvamla konuştuktan sonra değil de sabah uyandığımda fark ettim ki yine aynı cevapları vermişim ben.
ulan diyecek başka bir şeyim yok mu, bende mi değişmiyor bir şey burada mı? hep aynı ya da aynıya yakın cevaplar mı verilir.
bazı noktaları kabul etmiyorum evet.
evet dayatıyorum aklımdakine uysun diye. dayattığımı kimse bilmiyor belki işin pürüzlü püf noktası buradadır.
bazılarını hayal kırıklığına uğrattığım duygusu yokluyor arada yine. sonra aldırmayacaksın diyorum "öldürmeyeceksin" şiddetinde.
nereden kırabileceksem, kıvırabileceksem oradan sızmaktan başka yol yok.
evet her şeyim, her kelimem ve her davranışım bir şarta bağlı.
bunun yansımalarını düşündüm de şimdi. işe bile yansıyor evet. o derece.
güzel bir piknik plânlıyorum. deniz kenarında. plâstik bardaklarda çay ve poğaçadan ibaret.
bakalım uyacak mıyım?
hah, bir de para kazanacak işler diyorum başka da bişi demiyorum bu sene. bakalım.
cuma günü zeynebe gideceksem eğer, perşembeden hazırlanmalı. yanıma alınacakları (farsça kitabı vs.) almalı. cumartesi sabah erkenden vakfa geçip ders çalışmalı.
eğer başka bir plânım yoksa öğleden önce de biraz istanbul çalışmalı.
şifrelerimi bir kendim bilmiyorum bence.

istanbul
hosting