|
09 Ocak 2010, Cumartesi
saat: 13:53
2009 en iyi anlatan guncem.Tekrar kopyalıyorum.dam 7 hafta sonu böle eglenceli guzel ve zevkli gectıydı.insallah bu senede böyle olur.Ama ben en çok o küçük incin top oyniyan Edirne Keşan Mecidiyedeki uzunkumu sevdim.elektrik yok yerlesim yeri yok yıldızlar altında kumsaldaa gokyuzune bakarak uyumak sadece denız sesı ve gökyüzü yaz gelsinnn.:)Not asagdakı resımdekı yer ANZAK koyudur.Küçük bir sırt çantası ile bindim otobüse Yalovadan ayrılmak üzere... İstikamet Çanakkale. Saat gece yarısını çoktan geçmişti.otobüste, diğer yolcuları da selamladım tanımıyor olsam da, onlar hafta sonu tatili arkadaşlarımdı. Arabalı feribota binince başladı muhabbetler. Güzel insanlar annelerinin yaptığı börek ve poğaçaları paylaştılar bizimle. Çaylar da Barıştandı. Lezzetli atıştırmalar ve keyifli sohbetler uzayınca İstanbula ne de kısa sürede varmıştık. Oradan da misafirleri aldıktan sonra, yolumuza devam ettik. Sabahın ilk ışıkları ile uykumuzdan uyandığımızda altı saat çoktan geçmiş, Eceabata varmıştık bile Birden otobüs durdu ve ne olduğunu anlayamadan Barış elinde bir poşetle geri döndü. Anında bütün otobüsü saran sıcacık pofidik simit kokusu, kendimizi o anda denizin kıyısındaki çay bahçesine atmamıza neden oldu. Yeni bir güne bu huzurla uyanmanın verdiği mutluluk; paha biçilemez bir değerdir bir şehir insanı için. Tekrar otobüsümüze binip Kabatepeye doğru yol aldık. Limanda bizi karşılayan tekne 1915 Çanakkale savaşından kalan çok sayıda savaş batığına doğru seyre çıktı. Muhteşem mavinin ve yeşilin eşsiz tonlarında ilerlerken, hayal kurmak ve ruhsal derinliklere dalmak bence denizin derinliklerine dalmadan önceki hazırlık aşamasıydı. Dalış Eğitmeni H. Caner Taşçının liderliğinde tüm gün gerçekleştirilen eğitimler ve dalışlar, heyecanla derinliklerde görülen ilginç batık sohbetleri; hepimizin gündelik hayattan sıyrılarak kendimizi doğaya bırakmanın coşkusuna bıraktı yerini. Öğle yemeğini teknede yemenin keyfi de bir başkaydı.Bir yandan Anzak Koyunu denizden izlerken, diğer yandan da dalgıçların bir bir su yüzünden batıklaa doğru süzülüşlerine şahit olduk. Havanın kararmasıyla Eceabata geri dönerken, akşam yemeği için sabırsızlanıyorduk. Grup liderinin doğru seçimi sayesinde, eşsiz lezzetiyle mezeler ve boğazın derinliklerinden çıkan muhteşem balıklar, midemizin derinliklerine yerleştiler. :) tadı halen damağımda daha sonra otelımıze yerlesıp yastıga kafayı koyar koymaz uyumusum. ertesi gun kahvaltıdan sonra yenıden teknemize gectik. turkuvaz mavisi denizin diplerine bakarken; yıllar öncesinde gömülen gemi batıklarına yani tarihe bu kadar yakın olmanın ürpertici güzelliği beni heyecanlandırdı. malzemelerimi hazırlarken kıyafeti özenle kuşanıp, ekipmanlarımı titizlikle hazırlıyordum.Dalışlarımı korku olmasına ragmen cesaretle yaptım. Dile kolay 34 sene boyumu gecen bır yerde yuzmıyen ben 20 mt derınlıklerde başka bir dunyayı geçte olsa keşfetmenın verdıgı bır mutluluk vardı.Akşama doğru yola çıktığımızda içimde neşe, tatlı bir yorgunluk ve keyif vardı. Tekirdağda köfte yemeyi de unutmadık.Ardından yol boyunca uyku hepimize iyi gelmişti. Ve simdii bu cuma yeni bir macera... ![]() ![]() | ||
|
|
||