09 Ocak 2010, Cumartesi
saat: 23:58


üzerimde tepinip, sırtımdan inmek bilmeyen ağırlık ağzımdan çıkan kelimelere de yük bindiriyor bu ara, oldukça ağır konuşuyorum. farkında olmadan etrafımdakilere de bayağı ayar vermişim. bugün farkettim ama pişmanlık söz konusu değil.
çiçeği burnunda hanımefendiliklere, kadınlıklara, sevgi pıtırcığı yaklaşımlara hiç gelemiyorum bıcır bıcır. ne o ya öyle?
sürekli bir yırtınma hali. bir yarrak anlamıyorum ne hareketlerinden ne konuştuklarından ne yazdıklarından. cidden tokatlayasım geliyor gördüğüm yerde.
bugün ne varsa tükettik ofisteki dolapta s.la çay, kahve, bira, ayran. çok karıştı midemdekiler, reflücüğüm bağırıyor aşağıdan bana çok kızmış. ama canım acaip derecede alkolle yıkanmak istiyor, evet. ne zamandır dillendiriyorum bunu ama bir türlü uyduramadım durumları. en son yılbaşında ama o bir bok sayılmaz. muhabbetten, gülmekten ne içtiğimi anlamadım, erken doydum. of ne kadar uzun zaman oldu. ocak ortası gelsin, eski günlerden çalıntı yapacağız biliyorum. yeniden, eskisi kadar keyifli olabilecek mi acaba? olmalı. ya olmazsa? olursa peki? olmalı mı ki?

kavanozumu kim kırdı benim.. gerçekler bulaşmış her yerine.

delilik, sadece bir kısmı yakarılarımızın.




istanbul
hosting