11 Ocak 2010, Pazartesi
saat: 02:16


Sadelik ile zoraki minimalizm arasinda cok buyuk farklar var bana soracak olursaniz. Minimalist akimin seksapelinin son bir kac senedir iyice tavan yapmasindan olsa gerek onune gelen minimalist, onune gelen "less is more" gibi ortaokul kokan laflarla karsima cikiyor.

Evet, Yakut'un sanat-sepetci insan olma cabasi icindeki geyiklerini dinlediniz.

---

Dit.

Dit.

Dit.

Dit.

Saat 8. Simdi, haberler.

O "dit. dit" efektinin uzun yol yolculugu ile olan iliskisi hayatimdaki uzun yol yolculuklarinin Konya - Ankara ve Konya - Istanbul rotalarinin otesine gecip daha cok ucak yolculuklarina donusmesi uzerine daha cok kafamda havaalanina gitmekle ozdeslesmis durumda.

---

359 22 22

257 88 88

257 11 23

Bu uc telefon numarasini 5 yildir aramiyor olmama ragmen hala aklimda yer etmeleri cok ama cok korkunc.

Haydi kosun Google'a. Daha cesur olanlar arayabilir de tabi bu numaralari.

---

Saka bir yana, bu numaralari hatirliyor ama Istanbul'daki evimin numarasini 5 yildir falan ezberleyebilmis degilim.

---

Bu arada Turk kizlarindaki aksesuar ya da kat kat bir seyler giyinme tutkusu beni olduruyor.

Yok bir arkadasimin resmine denk geldim Faceobok'ta ilkokuldan (yaa), korktum.

Gozluk, atki, kocaman kupeler, 2-3 kat t-shirtumsu seyler, kargo pantolon, ceket falan. Daha eminim bir kac sey daha vardir da artik dayanamadan kapattim.

Dikkati baska yerlere cekmek gibi bir sey olsa gerek bu aslinda. Ya da giyinmeye ozen gostermek kavraminin "bir seyler daha giyeyim" gibi bir duruma indirgenmesi.

---

Bir de tabi "ne kadar igrenc ve ozensiz gorunursem o kadar akilli gorunurum cunku ben hayatta baska seylere onem veririm insanlari" var.

Bunlar bir suru. Geek olanlari var mesela. Daha boyle entellektuel gelisimine onem verirken baska seyleri kapi disari etmis insan seklinde olanlari var (halk arasinda bunlara entel-dantel diyoruz).

Var da var.

---

Sadelik hos sey.

---

Ingilizce'deki epiphany diye bir kavram var. Turkcesi bildigim kadari yok; tezahur diyebilirsin ama o da Arapca aslinda.

Bir anda bir seylerin dank etmesi seklinde aciklayabiliriz herhalde.

Neyse. Epiphany. Tezahur. Whatever.

Bunu yasamis bulunuyorum.

---

Oyle seyler var ki yasamadan bilinemiyor.

Hani burasi cok normal de insanlarin anlatmak istediklerini anlamananin da otesinde tamamen deli sacmasi ya da yaptiklari islere bahane bulmak (rationalization) adi altinda aldiris etmedigim gunler aklima geliyor.

Iste, o kadar karsi ciktigim, anlamamakta direndigim seyleri simdi ben birilerine soylemeye calisiyorum gibi.

---

It *does* actually hurt that some things don't hurt as much.

---

Issiz Adam Cagan Abi'nin Mustafa Hakkinda Hersey'deki yarattigi "yalniz sehirli erkek" karakterinin tanidikliligi ile uzse de, Melis Birkan'in oyunculugu ile bunyede rahatsizlik yaratsa da, felsefe okumayi yeni kesfetmis orta okul ogrencilerinin agzindan cikma gibi diyaloglari ile resmen aci verse de, hadi hepsini gectim sirf o sahil kenarindaki sahneleri ile dahi izlenilmemesi gereken filmler listesinde yerini almasi gerekse bile bende bir seyler birakabilmis bir filmdi.

Korkutucu diyeyim daha dogrusu.

---

Mustafa Hakkinda Hersey icin de Issiz Adam'daki elestilerin buyuk bir kismi yapilabilir aslinda. Mesela Mustafa'nin cocuklugu kisminin biraz havada kaldigini dusunmusumdur; tek bir karakterin kiskancligindan film yaparken bir de araya baska seyler sokmaya cok da gerek var miydi, bilmiyorum.

Evet iste.

---

Ne olabilirdi ki?

---

Sarhosken ettigim laflar.

istanbul
hosting