|
13 Ocak 2010, Çarşamba
saat: 16:27
13.01.2010 saat 04:45 İçimde Ölen Benliğim. Saat 21.30 garip bir esinti var üstümde sıkıntılarım giderek yoğunlaşıyor. İşim ailem arkadaşlarım beynimi doldurmuş adeta beni sıkıştırır bir hale getirmiş. Bastırılması çok zor olan isyanım sonunda dilimden zehir olarak çıkı vermişti dışarıya. Bir anlık öfkem elimi ayağımı bağlamış dudaklarımdan çıkacak zehirli cümleleri tetikliyordu. Oysa basit bir akşamın biraz hırçınlaşmasıydı olanlar. Sinirli düşünceler tetikledi belki de bendeki saklı kalmışları. Hiç düşünmeden pervasızca küfürler yağdırmaya başladım. Öfkem bastırılması zor bir hale doğru gidiyordu. Otogardan bütün sinirli halim döndüm eve tabi dilimde ahlaksız kelimeler… Vakit gece yarısını çoktan geçmişti. Öylesine dönüp dolaşıyordum yatağımda. Bir ara uyku öfkemi, nefretimi ve benliğimi alıp bilinmezlere doğru sürükledi… Garip bir yer de açtım gözlerimi. Sanırım bir apartmanın zemin katıydı fakat hiçbir tarafı duvarla çevrili olmayan bir zemin kat. Yüzünü çıkarmadığım 2 bay ve az da olsa tanıyorum dediğim sevdiğim biri sanırsam bayan. Garip bir su sarıyor binanın etrafını. Hızlıca yükselir halde. Baylardan biri suya doğru ilerliyor karanlık soğuk ve alıp götüren bir su. Tanımadığın erkeklerden biri kayboluyor sularda ve sular yükselmeye devam ediyor istesem de kurtarmak onları su çok kuvvetli akıcılıktan ziyade yutan bir su. Bayanda yavaş yavaş kayboluyor sularda ve sıra hızlı bir şekilde bana doğru geliyor korkuyor muyum tam olarak bilmiyorum. Garip bir tedirginlik üstümde derken bir anlık karartılar… Gözlerimi açıyorum hiç olmadığım bir evde annem babam kardeşim bembeyaz duvarların arasında ışık alan geniş bir odada ağlaşıyorlar. Ne oluyor burada neyiniz var diyorum sesimi duyan yok. Korkuyorum anneme sarılarak akıyor gözlerimden engellemesini öğrenemediğim gözyaşlarım. Anne diyorum… Baba diyorum… Ne olur bir ses verin. Ama sesime tek cevap kendi sesim. Gözyaşlarım yağmur damlarlını aratmayacak şekilde süzülüyor üzerimden. İçerdeki ağlama sesleri birbirine karışıyor. Telefon acı acı çalıyor. Bir ses sizinkini bulduk sanırım. Buyurun gelin. Bir anda gidiyoruz çağrıldığımız yere. Her taraf çamur bataklık kirlenmemek elde değil. 4 kişi yatıyor yerde çamura bulanmış. İkisi tanımadığım beyler diğeri o bayan. Gözyaşlarım devam ediyor yanaklarımı ıslatmaya korkum hat safhada benliğimi titretiyor ne oluyor burada diyorum yok işte bir cevap verenim bile yok Dördüncü şahsa doğru yaklaşıyorum. İçim titriyor kim bu diyor çeviriyorum. Bir anda kalıyorum oracıkta sesim içimde yankılanıyor bağırmak istiyorum ama hiçbir şey yapamayacak kadar çaresizim. Çamurlar içerisinde yüzüne baktığım insan benim günahkâr bedenim. Ruhumla karşı karşıya Allahlım bu ne azap ruhumla kucaklıyorum kendi bedenimi. Etrafta feryat figanlar tekrardan yükseliyor korkum inanılmayacak kadar yükseliyor tövbeler ediyorum özürler diliyorum. Bedenimde tek bir hareket yok. Kaskatı kesiliyor ruhum garip bir şekilde karıncalanmalar hissediyorum. Ruhumun gözyaşları bedenimi ıslatırken derinlerden çığlıklar duyuyorum. Açıyorum gözlerimi ruhumdan uzak azap çeken bedenimle. Akan gözyaşlarım dinmemiş. Bu nasıl rüyadır ya Rab. Yaşarken görünür mü ruh. Karşısına dikilinir mi günahkâr bedenin. İlk defa korkuyorum ya Rab; korkularımdan ve yaşamaktan. Ölmek azap değil de çaresizlikmiş zor olan. Tekrar tövbelerle dünyadayım belkide akıllanmayarak… | ||
|
|
||