|
14 Ocak 2010, Perşembe
saat: 20:22
Yani öyle bir salak ruh hali ki, cumartesi günü prova olduğunu hatırlamak çok fena koydu. Adeta hayallerim yıkıldı, o kadar hazırlamıştım ki kendimi yalnız başıma Sultanahmet'e gitmeye, fotoğraf çekmeye. Çöktüm. Mail yok hala. Ama ben biraz da hissiyattan uzağım şu an. Sinirim bozuk, ama mail gelip gelmemesine değil, kendimi şu hale düşürmeme. Yoksa çocuk daha okumadı bile muhtemelen maili. Okusa cevaplamasa nolacak? Bi şey kaybedecek miyim? Hayır. Hissiyattan uzak olmaktan kastım buydu. Cevap yazsa ne güzel, yazmazsa sağlık. Sadece dışarıdan gördüğüm halim ve konumum hoşuma gitmiyor. Aslında sadece muhabbet kurmaya çalışırken muhtemelen ekstrem şekilde yanlış anlaşılıyorum. "Çok kolay oldu bu ya" oluyorum. Aniden değerim kalmıyor falan. Halbuki öyle bir şey yok, sadece muhabbet kurmaya çalışıyorum, çocuk utangaç şimdi, kuramaz, dur ilk adımı ben atayım diye. Paranoyalarım hep ama hep bu yönde. Her şey aynı olacak, hiçbir şey değişmeyecek. Bilmiyor muyum, biliyorum. Tersini kanıtlamasını istiyor muyum, tabii ki, ama kanıtlamayacağını da biliyorum. Şu an bir bu bilinçte olmak, bir de arada çıkan Led Zeppelin şarkıları bana acaip gereksiz bir gülme isteği veriyor. Sonra geçiyor. | ||
|
|
||