15 Ocak 2010, Cuma
saat: 13:57


"Bu türden sözler söylendiğinde söyleyen bilmez mi bu cümlenin arkasından gelen "ama, ama"lar o bir önceki sözün söylenmiş olduğunu ortadan kaldırmaz; o söz, onu okuyanın aklında kalsın isteğiyle yazılmıştır-söylenmiştir çünkü..."

çok ağır geldi bu çok. haklılığından elbette. çıkışırken bile ince, düşünceli, buna rağmen ağır geldi. hak ettim bunu ben. şimdi ara sıra bakıp kendime hatırlatıyorum.
elbette benim özelimden çıkarıp da genel düşündüğümüzde de yukarıdaki alıntının etkisi, kapsamı değişmiyor, genişledikçe ağırlaşıyor bence.

lâf ağızdan çıktı bir kere, derler hani. genelde bir işi yapmak gerekliliği için kurulur, bir kırılma için de çok rahat kullanılır lâf ağızdan çıktı işte. "dünyanın tüm sabahları geri dönüşsüzdür" gibi dönüşü olmaz. telâfisi olmaz aslında. ama telâfi edilmiş gibi davranmak ister insan, bir kere daha umutlanmak, bir kere daha şansını denemek için. inanmak için hevesli birileri olsun yeter ki.


sabah hastaneye geç kalınca (yine yerimden kaldıramadım kendimi ve yine son dkya kadar bekledim) gıdım gıdım harcadığım kuruşlarıma bakıp ucuz sigara almamı da perde yaparak taksiye bindim (evet, devir hesap devri). taksici amca daha binerken kılıkkıyafetin etkisiyle de sanırım günaydın'ıma allah razı olsun'uyla cevap verdi. ben camdan dışarı bakıyorum klâsik, her sabah bakmayı adet edindiğim manzarayı kolluyordum ki amca döküldü (o sırada gayet normal geldi tabii). kızı varmış, komadaymış, 24 saat içinde alması gereken bir ilaç varmış ve süresi 11-12ye kadar doluyormuş (kaba haliyle bu). tabii bunu o kadar içli (bir ara ümitlendiklerini, kızının saçlı bebek istediğini, sonra da artık istemiyorum babacım saçlarım uzadı bak ölmeyeceğim demesini), o kadar efendice (karısının çok çektiğini, allah ondan razı olsunu) ve bilgili (trombosit koması gibi bilimsel isimlerini de söylerek) anlatıyorki onun gözleriyle birlikte benim de gözlerim doldu bir an. bir yandan da evet amca hadi sona doğru gel, diyor pis aklımın pis tarafı. param olsaydı bu kadar gözü açık ve hesapçı olur muydum sence. parasızlık işe de yarıyormuş son günlerde bunu öğreniyoruz evcek.
aklımdan sürekli "kötü bir yan ara, soğumak için kötü bir yan" geçirerek dolan gözlerim normale döndü, amcanın şaşkın bakışları arasında indim. neden o kadar şaşırdı bilmiyorum az önce yırtık ayakkabısını gösteren amca ilerden dönerken yine dönüp bana baktı.
param olsaydı, üç kuruş fazla verseydim taksi parasını da bu adama inansaydım.

sonracıma hastane faslı var. ama onu da anlatamicim şimdi yorgunum. lensler yurtdışından bir buçuk (en erken bir) ayda gelecekmiş. oha diyor ve bu sayfayı kapatıyorum.


istanbul
hosting