17 Ocak 2010, Pazar
saat: 03:46


Seneler önce lisede hazırlık okurken, okulun voleybol maçına gitmiştik bir arkadaşımla beraber. Maçın en civcivli yerinde, aniden bana dönüp "Bak napıcam şimdi" diyip, herkes susmuş, maça kitlenmişken deliler gibi alkış tutmaya başlamıştı.

İşte; sürü psikolojinin ne anlama geldiğine bilinçli olarak ilk tanıklığım o gün olmuştu.

Çok düşündüm sonralar, "Ulan!" dedim, "Ben yapmaya kalksam, bir Allah'ın kulu da peşimden gelip o coşkun alkışlarıma destek vermez kesin."

Oldum olası sevmemişimdir şu alkışlama eylemini zaten. Tiyatroda bile oyun sonunda çok nadirdir alkışladığım. Hatta hatırladığım yalnızca "Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz"daydı.

Her neyse...

Bugün tiyatroya gittim, "İntiharın Genel Provası"na.

Oyunun başında, daha perde bile tam açılmamışken, yanımdaki yaşlı teyze adeta ellerini parçalamak istercesine alkış olayına girdiğinde geldi tüm bunlar aklıma.

Zira kimse teyzenin peşinden gitmemişti!

İlk başlarda motivasyonunu hiç bozmayan teyze, yaklaşık bir 10 saniye sonra temposunu düşürmeye başladı. Derken yine coştu. Bu kez kocası müdahele etmeye kalktı ama teyze sinirlenmişti tiyatroya karşı sergilediğimiz bu saygısız tepkisizlik nedeniyle. "Banane yaa!" diyip 5 saniye kadar daha devam ettirdi coşku fışkıran alkışlarını.

İlk başlarda bu durumu gayet vakur karşılamış olan ben ise, teyzenin ikinci atılımından sonra gayet anıra anıra güldüm. Mukadderat işte, benim de gülüşüme kimse eşlik etmedi, sükut-u hayale uğramıştım resmen. (:

Oyun kesinlikle vasattı. Daha çok okul piyeslerini filan andırıyordu şahsi kanaatimce. Daha öncede yazmıştım bir yerlerde; şehir tiyatrolarının "Her oyuna bir dizi ünlüsü" politikasını zaten ivedi bir şekilde yoketmesi gerek. Bu oyunda aynı şeyin kurbanı olmuş, millet sadece Bennu Yıldırımlar'ı görmeye gelmiş ve kendisinin ortalıkta görünmediği her sahnede bıdı bıdı konuşmuşlardı. Ki ne yalan söyleyeyim Bennu Yıldırımlar'ı ne bu oyunda, ne de "Üç Kız Kardeş"te hiç ama hiç beğenemedim. Tiyatro sahnesinde fazlasıyla yapay bir oyunculuk sergilemekte. Televizyonu bilemem.

Bunların dışında Nurullah Tuncer'in zekice bir altyapıya sahip sahne tasarımı ve Bora Seçkin herşeye rağmen mükemmeldi.

Bora Seçkin'inkide nasıl bir sesse, hala kulaklarımda. Off, kendimden geçtim direk!

Yarın da "Mefisto"ya gidicem. Ardından stüdyoya. Bu kez kendiminki değil ama, Kubi'yi ziyarete gidiyorum. (: En sonunda da rotayı Birkan'lara çevirip, sözde finallere çalışıp, yüksek ihtimal bol bol bi yerlerimi yayıp oturucam.

öperce

istanbul
hosting