|
17 Ocak 2010, Pazar
saat: 06:39
küçük bir oğlan çocuğu gibiydi hediyesini aldığında,gözleri ışıl ışıldı.....bıyıklarının altına sakladığı masumiyetini gördüm.ufak bir keşfe çıktım.daha önce bakmadığım gibi baktım ona.ve bakmaktan korkmadım...ve gözlerimi devirmedim bu kez.ilk kez ne istediğimi bildim. yüzündeki çizgileri teker teker inceledim... victor levi adında bir yere götürdü beni...1914 de açılmış olan bir şarap evi.bana tattırdığı vişne şarabı o kadar güzel,o kadar tatlıydı ki... dudaklarını anımsattı bana... işte öyle güzeldi şarap. öpmek istedim...ama kendi ellerimle ördüğüm duvarların karşısında buldum kendimi... anlat dedi...anlattım. herşeyi anlattım... sonra o neler yaptığından bahsetti ayrıldığımızdan beri... ne kadar mutlu bilemem.delicesine mutlu olsun isterim sadece.işleri rast gidiyormuş...bunu duymak bile yeter bana... öyle güzel ki o...anlat deseniz anlatamam,tarif et deseniz edemem...ama ben yaşayabilme şansına eriştim bu güzelliği...belki de yalnızca benim görebildiğim bir güzellik bu. dayanabildiğim kadar dayanıyorum onsuz...ben onun biricik kadın ı değil miyim?güçlü durmalıyım o yüzden.ama umutlarım tükenirse bir gün..bir gün beni sevmekten vaz geçerse.vurun beni kalbimden...ama uyurken vurun beni olur mu? her gece rüyamda onu gördüyorum ben 2 haftadır. ve bu hiç şaşmıyor. neyse umutsuzluktan söz etmemeliyim daha fazla ...bu gün gerçekten güzel ve özel bir gündü... seni seviyorum aşkım. | ||
|
|
||