17 Ocak 2010, Pazar
saat: 11:42


ona dokunduğumda ilk günkü gibi heyecanlandım. uzun zamandır görüşmemiştik. uzaktan bakıştığımız oluyordu, kaçamak dokunuşlar da vardı ama böylesi bir temas ne zamandır yoktu. özlemiştim. gel gör ki geçen zaman birşeyleri alıp götürmüştü. eskisi gibi nazik değildi ellerim. onu aldattığımdan beri değişmişti.

eskiz kağıdıyla bu sabah aramızda geçenler aynen böyleydi işte. bilgisayarın aramıza girmesinden sonra maalesef körelmiş ellerim. kötü oldum sabah sabah.

burun deliklerinden buharlar çıkararak tıslayan o yılan da neyin nesiydi peki? ağaçta gözlerini üzerime dikmiş sallanırken nereye kaçacağımı şaşırdım. bir yandan da elimdeki kürekle bir çırpıda kafasını koparma hesapları yapıyordum. cesaretsizliğimden eve kaçtım, bu sefer de onun yokolmadığının bilinci, her an bir yerden fırlama ihtimali daha da huzursuz etmeye başladı.

kısacası bulutlu, kapalı ve garip bir sabah.

balık yemek iyi gelir belki.

günün şarkısı : acayip hayvanlara benziyorsun!

istanbul
hosting