|
18 Ocak 2010, Pazartesi
saat: 19:15
M.agca hapisten çıkarlı bir gün olmuştu ve bu adamın elindeki silahların her patlayışı ayrı bir sansasyon olduğundan, orduya alınmaması gerektiğine karar verilmiştir. M.agca, daha önce, gözlük ve kalemiyle anılacak Abdi ipekçiyi ve beyazlar giyerek ülkemize de bazen gelen papayı, nasıl yapmışsa, herkes tarafından görüntülenmeyi de başararak vurmuştur. Papa tam ölmediği ve abdi ipekçi bin kere öldüğü için, M.agca, 7 sene kaldığı hücresinde, yeni mesilin en açık ifadesini belirtiyordur. Teslis(üçleme)(bu parantezi kendi mi yazmış, gazeteler mi öyle yazıyor tabii işin sosyologlarına kalmış,ama bu benim parantezimdi, kesinim netim, işte de kapattım) diye bir şey yoktur. Bir de fight clubla tamamen aynı katsayıda tekrarlamış olması da, buna hapiste paso birilerinin ot ve holywood filmleri getirdiklerini çağrıştırıyor bana. Tabii bilemiyorum. Abdullah Öcalan diye bir adam var ve sürekli ortada “italyan stil duvar kağıdı ve havalandırma lafları dönüyor. “ Toplam beş arkadaşı var, okey oynasalar bir tanesi açıkta kalıyor, kişilik bozulmaları başlıyor. Obama diye de biri var, büyüklüğünü dünya hii, lostla aynı güne koymuşlaar fısıltıları eşliğinde alıyor ve yine açıklıyor. Konuşmamı lost saatinde yapma planımız geçerlidir. Bir iki saat sonra bir açıklama daha yapıyor. Konuşmamı lost saatinde yapma planımız hala geçerlidir. Ve bunu bir şiir gibi söylemiyor. Gemi kalkar gemi iner gibi söylemiyor. Dünya televizyonları, sam amcanın klubesinden beri bu kadar siyah insanı göstermemişti. Bu iyi kısmı. Kötü kısmıysa diplomatik magazin. Bush bu, clinton birgün bir uçağa binmiş. Clinton eş durumundan Obamayla otururken, Busha da en önlerden bir yer almışlar. Yol da epey uzunmuş artık nereye gidiyorlarsa. Bushun canı sıkılmış, koltukta arkasını dönerek ellerini başının altında kavuşturup, ya haiti için imza kampanyası başlatsak ya demiş. Sait Faik okuyormuş. Vardır bir bildiği. Bir de yeni dönem amerikan entellektüelleri, vardır bir bildiğimiz demek için obamanın eski basım kitaplarını koyuyorlar kütüphanelerine. Çoğunlukla şiir kitapları. Obama bile bir tanesini görünce aa ben bile bunu henüz yazmamıştım. Hayret valla. Demiş. Papa ağabeysinden uzun süre dayak yiyerek büyümüş bu oğlana, iç baskılarının onu delirttiği bir sırada, hay kilisesine de, kutsal merhametine de, benim bacak gidiyor du ama naber diye söylenmiş, yine de, taraftarları ve bazı işadamlarını ve tanrıyı da dinleyerek, M.agcayı cnn önünde affetmişti. Yine de bu, M.agcanın üçleme yoktur demesini engellemedi. Şimdi, her ihtimale karşı bölümümde, Bu maddeleri yayınlamak istiyorum. Madde 1: Tanrı sonsuza dek tek ve benzersizdir. Tanrı sonsuza dek bütündür. Teslis (Üçleme) diye bir şey yoktur. Madde 2: Ben Tanrı değilim. Ben Tanrının oğlu değilim. Ben ebedi Mesihim, yani ete kemiğe bürünmüş ve yeniden doğmuş aynı ilahi söz. Ben tüm evrende Tanrının ebedi yüksek hizmetkarıyım. Teslis (Üçleme) diye bir şey yoktur. Madde 3: Ve Kutsal Ruh (Ruhül Kudüs) Tanrının yarattığı bir melekten başka bir şey değildir. Teslis diye bir şey yoktur. Madde 4: Dünyanın sonunun geldiğini ilan ediyorum. Tüm dünya bu yüzyıl içinde yok olacak. Her bir insan bu yüzyıl içinde ölecek. Madde 5: İncil hata ile doludur. Mükemmel İncili ben yazacağım. Ebedi Mesih Mehmet Ali Ağca. Bu maddelerin İngilizce yazıldığı iddia ediliyor. Böylece bu adam İngilizceyi nerden bilir şaşkınlığı da kalmıyor. Copy paste dediğimiz bu yöntem ile her dili yazabiliriz. Ancak bu bir müddet sonra bizlerin kendimizi peygamber sanmamıza yol açabilir. Madde 1: Tanrı sonsuza dek tek ve benzersizdir. Tanrı sonsuza dek bütündür. Teslis (Üçleme) diye bir şey yoktur. Tanrı, sonsuza dek. Şimdi bu ikisinin de henüz reel bir karşılığı yok biliyorsunuz. Tanrı bile bu mesajlar falan gönderdiğinde, hakikaten kendisi gönderiyorsa, yanına kartvizit iliştirmek gerektiğini bilir. Bu nedenle muhammed iyi bir tüccar olarak arap ticaretini başlattı ve İsa biraz romantik bir aşık gibi kalbiini sökerek, katolik sermayesi ve hollywood için kendini kurban etti. Ama cümlenin gerisi de, aynı titizlikle işlenmiş, tek ve benzersizdir. Şimdi buna rasyonel bir insan bile, biraz kafası karışsa bile, nasıl yalan der, sorarım size. İkisinin de benzerleri zaten kendileridir. Veya kendilerinin parçasıdır. Yani yabancı değil, dolayısıyla tek ve benzersizdir, olmamaları hali bile, yokluklarının büyüklüğü neticesinde tek ve benzersizdir. Şimdi bu kadar ortalamanın üstünde başlayınca, insan ingilizce de olsa, biraz daha mistik bir şey beklerken, m.agcanın türk damarı olduğunu öğreniyoruz, bu herneyse, onu ne kadar saçma olursa olsun, kesin ve net olan bir şey haline sokuyor. Tartışmacı bir çocuğun yenildiğini anlayınca hem zaten senin annen de orospu demesi gibi diğerlerine, teslis diye bir şey yok hem diyerek bu konudaki net yargısını ortaya koyuyor. Karşı çıkan olursa bir kafa da çakabilir o çocuk. Şiddetten kaçınmam diyor.. Bunu, bence, bu olaya papadan önce karar verdiğini, ondan şüphe edilmemesi gerektiğini, cnn ile herhangi bir ilişkisi olmadığını ispat için, biraz da o kurtlar vadisi damarına falan boya aşılayan şeyle, bana bak, öyle bir şey yok, bu bizim ki farklı,gibi bir isyanla yapıyor. Daha sonraki maddelerde de bu tekrarlandığından, anayasanın ilk üç maddesinden başka bir şey şimdiye kadar okumamış olan ağcanın sadece bu nedenle bile sosyopatik kişilik bozukluğunu onaylayan bir nakarat haline dönüşüyor. Madde 2: Ben Tanrı değilim. Ben Tanrının oğlu değilim. Ben ebedi Mesihim, yani ete kemiğe bürünmüş ve yeniden doğmuş aynı ilahi söz. Ben tüm evrende Tanrının ebedi yüksek hizmetkarıyım. Birinci cümle veya vahiy..Bu bir kere açık bir sen kimsin lana cevap. Öncelikle ne olmadıklarını bilen tersten lost Ağca, bunu yine doğruların edebiyatında, (ama yalnız doğruların), söylüyor. Yani böylece beklentileri de kısıtlıyor. Çünkü az sonra söyleyeceklerini dinlemeleri için bir kere kafadan bazı yanlış mitleri sıfırlıyor ve daha önce den verdiği ve artık etkisini göstermeye başlayan teslis diye bir şey yokturların da etkisiyle devam ediyor. Ben, edebi Mesihim. Ağca, edebi derken tam olarak ne kastediyor bilemiyoruz. Ama kafasının karıştığı belli. Sanıyorum bir ölümsüzlük antlaşması var aralarında, laf dokunduruyorlar. İkinci kısmı birinci cümlenin. Sanıyorum yorumsuz vermek en doğrusu yani ete kemiğe bürünmüş ve yeniden doğmuş aynı ilahi söz. – Yorum yapmak gereği duysam, bir uyarı yapabilirdim. Tam olan bir şey yok. Ben tüm evrende Tanrının ebedi yüksek hizmetkarıyım. E öyle olduğunu söyleyen bir tanesini öldürmeye çalıştın amaya elbette, her marksistin dikkatini çeken hizmetkarıyım sözü olmuştur cevabı, sayın ağcanın. Hizmetkar, yapısı itibariyle, 14. Yüzyılda fransa da çiftlik evlerinde atlara saman veren kadınlardan ortaya çıkmış, bunlar ev sahibesiyle sırlar paylaştıkça da yüzyıllar sürmüştür tabii sürse de, herkes asıl olarak hizmetin anlamının iyilik ve ekonomik işbirliği olduğunu bilir. Bu marksistlerin hatta bir dönem gizli toplantılarında kod olarak tabii kril alfabesiyle söylediği bir şeydir. Burada, halkçılık ilkesi devreye giriyor tabii, aslında her çocuğun aklında en çok o kalır. Renkli istatistiğin ucundaki halkçılık. Pembe köşk ve anıtkabir gezileri. Bunların hepsi başkadır,;cumhuriyet öğretmenlerince birer tutku deneyi olarak başlamış müfredat başka , halkçılık bambaşka. Ebedi derken zaten tek ve benzersiz olan, tıpkı tanrı gibi, nin var demek ki tam da öyle değil. Nesi, hizmetkarı, ne kadar, ebedi. Peki. Madde 3: Ve Kutsal Ruh (Ruhül Kudüs) Tanrının yarattığı bir melekten başka bir şey değildir. Teslis diye bir şey yoktur. Bu şüphesizki, şimdi orda dur, peki bu noluyor diyen birilerine bir cevaptır. Daha sakindir, muhtemelen güzel bir rakı sofrası sonrası yazılmıştır. Daha açıklayıcı, nispeten rasyonel bir aklın cümledir. Bunu da Teslis fikriyle pekiştirir. Diyecek bir şey yok. Madde 4: Dünyanın sonunun geldiğini ilan ediyorum. Tüm dünya bu yüzyıl içinde yok olacak. Her bir insan bu yüzyıl içinde ölecek. Musaya hiç girmek istemiyorum, sen naptın, ben değneği kaldırdım sular bir o yana bir bu yana akmaya başladı. Tabii ki onlar iyi tüccar oldular. Tüm bu dünya, bu yüzyıl içinde yokolacak ve tümbudünya diğer yüzyıl bizim yerlerimiz alacak. Yine bunda da tüccar bir dinden gelmenin etkisi olduğunu düşünüyorum. Ne alsan kar, dolar yükselecekle aynı kafanın ürünü bir çabukçuluk, tarafçılık, liberalizm var. Madde beş ise, elbette, bir jeneriktir. Yine de beni seçerseniz, valla yazıcam tembelliğindedir. Bunun da aynı damardan geldiği bilinmektedir. | ||
|
|
||