|
19 Ocak 2010, Salı
saat: 03:42
hoca tam kapıdan adımını atıyordu "duygusallıkla duyarlılık arasında çok önemli nüanslar vardır" dedi. ya da buna benzer bir şey. ve böylelikle biz tekrar kendimizi kelimeye düşmüş bulduk. kelime küçücük bir banyo küveti gibidir. öncelikle sıcaktır. içine düştüğünüzde sizi kavrar ve garip bir gevşemişlik verir. ama bilen bilir abd'de en önde gelen ölüm sebeplerinden biri kişilerin küvette uyuyakalıp boğulmasıdır. işte böylelikle ölüverir insan. kelimenin içine düşer, o konfora alışır, gözlerini kapatır ve ölür. kelimeye düştüğümüz gibi daha uyanık olmamız gerekir sırf bu yüzden. kelimeye düşen uyumak yerine arınmak yolunu seçmelidir. küvetteki sıcak suyu defalarca üzerine döküp o kelimeyle yeniden ve yeniden yıkanmalı ve kelimeyi kendine sürmelidir. yani hem bedenine değdirmek anlamında bir sürmektir bu hem de yön vermek anlamında. kelime onun olmalıdır yani. kelimenin egemenlik alanına girdiğiniz vakit kelimenin göreli efendisi olmalıdır kişi. yoksa kelime o derin büyüsüyle kişiye fısıldar ve kişiyi boğuverir. yani burada da her yerde olduğu üzere, iki "kişi" ortaya çıktığı anda, iktidar ortaya çıkmaktadır. iktidar kelimeye bırakılamaz. bırakılırsa bir sabah bir banyo küvetinde oksijensiz kalmış bir beyinle karşılarız. ah kelime ah. bana neler söyletiyorsun böyle. defol git hayatımdan. | ||
|
|
||