|
19 Ocak 2010, Salı
saat: 13:21
aydınger kağıtlarıyla dolu bir çantam,rapido kalemlerım,te cetvelim ve pergel takımlarım vardı.candan erçetin'in ikinci albümü çıkmıştı ve listeleri altüst etmişti.yeşil gözlü bi kızı seviyodum ve O beni tanımıyordu bile.16 yaşındaydım ve dünya yeşil gözlü kızın saçlarına takılıydı. çizim yapmaya çalışıp aydınger kağıtlarını heba ederken paralel evrende yeşil gözlü kızla,yeşil gözlü torunlarımızı gezdirmekle meşguldük.babamla her telefon görüşmemiz harika geçiyordu o zamanlar."burda kar var heryerde" dıyodu. "orda da yağdı mı?" yeşil gözlü kızın dolaştığı yerlerde geçiyordu zamanlarım.mutlaka karşılaşırız dıye okulun önündekı otobüs durağında beklıyordum hep.her akşam beşiktaş'a gidiyordum onunla aynı otobüste gideyim diye.karşısına oturup oylece seyrederdım. çaktırmamaya gayret ederek.tek kelıme edemeden.yüreğimi otobüs tutamaçlarına asardım parça parça.O beni tanımıyordu bile. rapıdolarım kırıldı.çizim dosyamı kaybettim.zaten pergel kullanmayı da hiç beceremıyordum.okulu bıraktım.mühendis olamadım.yeşil gözlü kızı yıllar sonra facebook ta eşiyle verdiği bir pozda gördüm.mühendislik fakültesinin ek derslerini geç ödeyerek hınç almaya çalıştım kendimce. babamla asla 16 yaş kıvamında telefon gorüşmelerimiz olamadı bir daha... ve candan erçetin söylemeye devam etti. "acı sözler sarf ettik biz, birbirimizi incittik biz. acı sözler sarf ettik biz, nerden baksan kaybettik biz" -burda her yer kar baba!durmadı dün geceden beri.hala da yağıyor.neden sevinemıyorum baba? | ||
|
|
||