21 Ocak 2010, Perşembe
saat: 10:06


adam oturuyordu. kımıltısız oturuyordu adam. öylece ayakta durmanın yürümeye niyetlenmek olduğunu bilen birinin oturuşu gibi oturuyordu. eğilmeden az önce yahut doğrulmaya az sonra gibi oturuyordu adam. elinde bir saman çöpü tüm bildiklerini ucunda taşıyordu. saman çöpünün ucunda binlerce mikrop var dedi. binleri ucunda taşıyor nihayetinde bir çöp. biri taşıyamıyorum oysa ben. birden kaçtı adam buralara birden sığındı birden durdu birden oturdu. kımıltısızdı bir''den. siz beni ne anlarsınız demiyordu artık tüyüne itimat ettiği yıllarda ne de çok yakışıyordu oysa siz beni ne anlarsınız siz. adam çöpü toprağa gömdü. üstünü örttü. geceyi örtü yapana and olsun dedi adam. toprağı durak. gün yüzüne vurdu telaşsız bir sabah başlıyordu uzak çok uzak tepelerden.yakın çok yakın dağına. içine sızan bir şiir damlasıydı hepsi. gece gündüz durmaksızın koşturan şehrin metruk semtlerinde dolaştıran, parkların izbe köşelerine sığındıran. herkesin uyuduğu saatlerde uyanık tutan. bir şiirdi içine sızan. toprağa gömülü saman çöpü gibi. binlerce mikrobu ucunda taşıyan bir şiir. bin başlı ecderdi yaşamak. kestikçe binleşen. eştikçe derinleşen bin kulac kuyu. durmak yürümekten beter sancılıydı. durmak ve tek başına sırtlamak içine işleyen şiiri.

...

adam oturuyordu. önünde terk ettiği şehri ardında sığındığı dağ. önünde gömülü çöp.


"ne çok şeydir toprağa elif olması bir çöpün"

tüm ömrümün öyküsü bir "nun"u doldurmuyor. dedi.

istanbul
hosting