|
24 Ocak 2010, Pazar
saat: 20:15
burjuva. kıta avrupasında egemenliğin halka verilmesine ön ayak olan "cemaat". ada avrupası için süreç bir nebze farklı işlemiş olsa da orası için de aynısı geçerlidir denebilir. müzeleri, opera evlerini, tiyatroları, kütüphaneleri kuran burjuvadır. yani sanayileşmiş toplumların egemen ve sömürgeci birimleri. peki bunu neden yaparlar? saat: 20:36 Halkı sevmek iyidir, ama avamlığın bulaşıcı olduğu da asla unutulmamalıdır. Halka inip temiz kalmanın yolu henüz bulunmamıştır. Çünkü orada derin bir dinsellik, derin bir ahlaki düşkünlükle iç içe olabilir. Hızlı muhafazakârlaşma çoğu zaman hızlı çözülmenin işaretidir. Onlar her şeyi, ama her şeyi, kendilerine benzetmekte mahirdir ve kestirme yollara rağbet etmedikleri malumunuzdur. Tarihin materyalizmini yabana atmak öldürücüdür. Bir eski zaman filozofunun dediği gibi, atların ve öküzlerin insanlar gibi resim çizme kabiliyeti olsaydı tanrılarını at ve öküz şeklinde çizerdi. Yani öküzün tanrısı yine öküzdür. Mesele öküzlükten nasıl ve ne yolla kurtulacağımızda. Bunu yapabiliyorsak gerisi teferruattır. Sığ sularda derinlik sarhoşluğu yaşayanların kalabalık olduğu bir coğrafya bizimkisi. Sarhoşun şarkısı nakarattan ibaret. Nakaratta tekrar var ve gücü buradan kaynaklanıyor. Burada daha derinde, boğulma tehlikesini de göze alan ve nakaratsız bir tartışmaya not düşüyoruz. Görünen o ki Amon dininin esirleriyiz biz. Bir bilge kralın başlattığı ve seçkinlerinin Yahudilere öğrettiği atonculuk, geniş kitleler tarafından öğütülmüştür çünkü. Mevcutlarla Aton arasındaki ilişkiyi gün yüzüne çıkarmak artık çok güçtür. Ve bu en eski devrimci dine halk kitlelerinin katkısı, okunulan her duanın ardından yeniden onaylanmaktadır. Ve evet Ekhanaton bir kez daha yenilmiştir; amon, amen ve amin! orhan gökdemir | ||
|
|
||