26 Ocak 2010, Salı
saat: 19:53


kadın sabahın ayazında çıktı yola. bir halaya kalkar gibi çıktı. bilmem kaç yüz yıllık hikayesiyle dilinde bir türkü saçları rüzgarın ellerinde sabahın ayazında çıktı yola

nedensizdi. bir mısra gibi nedensiz...





...
henüz doğmamış güne yürüdü. hep yürüdü. alnına düşen saçları örtse de yeşil gözlerini öyküsüne yürüdü. ayakları toz duman eteğinde çıktığı yolun izi her adımda ardına bir parçasını bıraktı. en çok özen gösterdiği ne varsa ondan başladı terke(hikayenin ilerleyen vakitlerinde bunlar tek tek yazılacaktır) adamın hiç görmediği saçlarını rüzgara vere vere yürüdü. zamanın denkleşeceği vakte doğru yürüdü. tualde hep bir ayrıntıyı var eden fırça darbesi gibi ve hep bir ışığı temsil eden renk gibi içe doğru yürüdü. insanın avuç içine alın yazısına ve kalbine yürümesi gibi yürüdü. denizin boşluktan sonsuza düşmesi gibi... saçları dağınıktı ve ayaza alnını dayayıp yürüdü. ayaklarında toz eteğinde yolun izi. yürüdü. son terk edilen yerin artık mezarlık olmadığı şehirlerden ilk karşılayanın mezarlık olacağı bir köpek havlaması genişliğinde kasabalara rastlayana kadar yürüdü. kadındı ve gün daha doğmamıştı.

kalbi elbet ısınmalıydı.

...



istanbul
hosting