|
28 Ocak 2010, Perşembe
saat: 03:50
hmm bu günce keyifli ve uzun olacak günlük. baştan hissedebiliyorum çünkü çello suitlerinden bir numaranın prelüdünü dinliyorum ama gitar versiyonu. hem de andres segovia çalıyor,ama aslını sorarsan ben herşeyin orijinalini seven birisiyim. hmm şimdiyse swan lake imiz ile devam ediyoruz. Biraz aristokrat hissetme vakti :) şimdi günlük bugün çoook uzun zamandır yapamadığım birşeyi yaptım. 5 saat keman çalıştım evet,bunu yaptım. Evde ses olmadan(aslında yeterince vardı),konsantrasyon tam(yer yer o da kaçtı) - bu arada swan lake de istediğim şey değil,biraz daha birşeyler bakacağım) -an itibariyle astor piazzola - Le Grand Tango'da karar kılmış durumdayım.- -Glenn Gould - J.S.Bach Six Partitas- tamam dur artık allah aşkına :D neyse bugün bayağı güzel keman çalıştım. Mendelssohn'un 6.sayfasına hayranım günlük. Muazzam bir yer orası. Hele o girişten sonraki mi major kısım var ya böyle uzun bir boğuşmaca,kavga,sinir,stres harbinden,yorgunluktan sonra sanki çölde yürürken birden karşına çıkan bir vaha gibi geliyor. her sesin,her bağın,her vurgunun,her çıkışın,inişin,her fortenin,her piyanonun kısaca herşeyin en ufak renklerin bile hakkını vermek gerekiyor. Bu eser bunu hak ediyor. Düşünsene bir orman resmediyorsun ki sonbahar ayındasın ve envai çeşit ağaç türü bulunuyor. Sadece çam ya da meşe ormanı değilmiş ormanımız. ve senin elinde ilkokul çocuklarının çantasında bulunan monami marka 12li sulu boya takımı var,sadece iki renk;açık yeşil ve koyu yeşil. Yeterli değil. Tüm tonlarını ister bu resim. Onun en doğal hakkı. Bu resmi diğer renklerden mahrum bırakmamak gerek. 7.sayfanın ikinci yarısında presto oluyor ya ritm,ya çok güzel yazmış be... Yani böyle konuşmak çok saçma geliyor şu an. aslında şu an acaip keyifliyim,yazasım gelmiyor. --- Pantolon ve eşofmanlarımın hepsinin paçalarını ya daralttırdım ya da kısalttırdım. Sonuç mu; bir levis pantolonum vardı açık renk,süper oldu ya. Bir de beyaz converse model bir ayakkabı aldım. Her gören bir aşağıdan yukarı süzüyor lan günlük :D Bir inceden giderim var heralde :D Yok yok bu sefer ben de beğendim,boru paça levis bir de altına bez ayakkabı bir an kendimi Back to the Future'daki Michael J. Fox'a benzettim :D Bir de üzerine güzel bir tişört,tamaaammm. Evde 28 tane tişörtüm oldu günlük :D daha da alıyorum :P neyse bugün 11.yılında artık Matrix'i seyrettim. bir kitapta okumuştum,bu ve bu tarz filmler aslında Hollywood film endüstrisinin aracılığıyla dünya çapında kanalize ediliyor,çeşitli oyunlar ve kurgular ile. Mesela Morpheus ölürken elemanın "sen babaydın." demesi çok garip gerçekten. Morpheus niye baba olsun ki? (Baba-oğul-kutsal ruh) Ya da Thomas Anderson 'ın kod adının Neo olması? tamam bu garip değil benim de Mattheus ile bir bağım yok ama Morpheus'un He is the "One" demesi,NEO kelimesinin son harfi başa gelince ONE olması tesadüf değildir bence. hadi herşeye eyvallah da... Mr. Anderson'ın ÖLÜP TEKRAR CANLANMASI bana sadece ve sadece hristiyanlık propagandası,çağdaş bir isa yorumu ve üstü kapalı olarak incilin kıyamet senaryosunu çağdaş bir yorumla tüm dünyaya sunuyorlar. Mesela ajan smith'lerin de her birinin aynı adam olması, aslında tüm inanmayanlarının aynı bokun laciverti olarak tasvir edildiğini söyleyebiliriz. Neyse matrix hakkındaki fikirlerimi söyledikten sonra bir başka konuya daha atlayabilriz. yarın daha bir güzel çalışmalıyım,bugün vücudum yoruldu,ee yüksek tempolu çalışma yapmayalı kaslar formdan düşmüş,yazın ne güzel 5 saat yardırırdım... Dün eserle aldık 70lik gilbey's gin + Schweppes bitter lemon. olm o kadar soğuktu ki sarhoş bile olmadık yani :D ne berbattı ya...Bir dahakine likör gecesi yapalım dedi eser. Ahududu veya portakal almayı düşünüyorum,sertinden olsun yamultsun,aq sarhoş olmayı özledim,en son ne zmaan sarhoş olduğumu unutuum :P içiyorum içiyorum bir nane olmuyor ya :P Ya günlük tanıdığım,tanımadığım her müstakbel evebeyne,anneye babaya,geleceğin anne ve babalarına şunu söylemek isterim; çocuğunuza çalışma alışkanlığını küçükken verin. Çocukluğunu yaşamanın yanında başarılı olma bilincini,okumanın en temel şey olduğunu,çalışkan olmak gerekliliğini aşılayın. Aşı tuttuktan sonra ne halt ederseniz edin,rahat olursunuz,yine tabii ki kollayın hep ama çocuk çalışma alışkanlığı kazanırsa küçük yaşta,ileride zorluk çekmez. Yok vermezseniz,benim yavrum küçük oynasın diye "koruma"ya çalışırsanız,zaman akıp gittiğinde bir bakmışsın yok lise giriş sınavı,yok üni giriş sınavı,yok memuriyet yok bilmem ne derken bir bakmışsın sürünüyor. Dün, jülide özçelik diye bir hanımefendi türkülerimizi caz yapmış,eser onu dinletti. Ciddi güzel bir albüm. Aslında dün bozmadım eseri ama ben genelde böyle her boku karıştırıp ortaya saçma sapan şeyler çıkaranları sevmem,yalnız kadının sesi çok iyi.30ların caz albümlerinden falan dinliyorum sandım bir an. Sesi bir kere su gibi akıyor,piyasaya kaymıyor gırtlağı. Yani ya bir yerlerde profesyonel eğitim almış ki büyük ihtimal öyledir,ya da öyle hadi caz yapalım! diye popçuluktan dönme birşey değil yani,ki zaten caz yer baba yiğidin harcı değil bakma sen "bana caz yapma" dediklerine. Adam olsanız da bana caz yapsanız :D Neyse eser dinletirken ben de fikrimi söyledim,abi iyi yapmışlar,çalanlar da kalifiye ve düzenlemeleri de beğendim ben açıkçası. Sonra Vicente Amigo'ya falan geçtik,adam dedi gitar ve orkestra için birşeyler yazmış orkestra partisini komple kendi yazmış dedi. Ben de ya hacım adamlar bir işle uğraşıyorlarsa sadece o işi yapıyorlardan bir girdim... Arkadaş bu ülkede doktorlar,makine mühendisleri şarkı söylüyor,"müzik??" programları yapıyorlar,albüm çıkarıyorlar üstüne bir de "yılın?" erkek sanatçısı????? ödülü falan alıyorlar. hoş diğerleri çok mu farklı?? İbrahim tatlıses dediğin adam inşaat amelesi,ebru gündeş desen tezgahtar,ferhat güzel desen mafyacı vs vs. Yani bu ülkede eğitim profesyonel olarak müzik olan insan sayısı bu işi icra edenler içinde balinada hücre kalır. Maaşallah sıçar gibi şarkıcı üretiliyor. Hem de öyle bir sıçmak ki anadan doğma ishalmişçesine. Ben de mesela bunları gördükçe hastaneye gidip röntgen çekmek,beyin ameliyatı yapmak,döner sermayeden 2 yarım tavuk da ben çekmek istiyorum. Ya da madem ameleler çıkıp şarkıcı oluyorlar,bence işportacılar da mimarların yerini alabilir. Mesela simitçiler de bilgisayar mühendislerinin yerini pek ala doldurabilir. hele manavlar plan,proje çizebilir, inşaat mühendislerinin işini kapar. Taksiciler de psikolog falan olur. Al sana mis gibi memleket. Aptallar da makine mühendisi olur. :D:D:D:D anam birden bağlantı kaçtı :D:D ajdar'a bağladım bir an :D makine mühendisleri alınmayın siz şakasına dedim ajdar'ı anmak için :D:D Ha maaşallah bayağı da yazmışım yine. Haydi yeter bu kadar,daha yazarım da oyun oynayıp yatma vakti geldi ;) Mattheus kinini kustu :D | ||
|
|
||