28 Ocak 2010, Perşembe
saat: 19:01


Güzel bir melek kadar har hursiyem hanım,

İsminizin Hursiye değil de Hursiyem olması, sizin kendim için yaratılmış olduğuma bir delalet değil de nedir?

Yeni okuduğum rusun romanında şöyle bir şey var, sizinle de paylaşmak istedim.

!Terzi Madam Antuanın yanında, teğel teğdiğinizi gördüğümden beri, paçalarıma özenle taktığınız o toplu iğnelerin anısı paçalarımdan akmasın istediğimden, günlerdir benimle birlikteler. Ve bu da bir kor yelpazesi gibi, közlerimden yeni alevler taşırtıyor'

Evet, iyi ki siz bir terzi değilsiniz, çünkü asla gitmediğim bir kurum varsa, bu da terzilerdir. Garson boy giyindiğimden Paçaları her zaman kısadır zaten ve Fransızlara sinir olduğumdan fermuar kullanmam. Uzatıyorum, çünkü bir kabahat işledim.
Kabahatim, bir başka hikaye üzerinden sizi kendimin gelmesini istediğim konuya çekmek istemem oldu.

Taşırtıyor. Taşırtıyorsunuz. Doğrusu budur.
Hursiyem Hursiyem,Hanım

Ben, her hal sonrası, bütün yerde kalan o çer çöpü ve nesnesel bir ismi olmayan diğer her şeyi taşır ve bir takım çöp bidonlarına, ürününe göre ayırarak koyarım. Kendime ayırdıklarım da olur, çuvalın dibinde bıraktıklarımda.

Bu konuda çok titizim.

Yani bana kolay kolay bir şey olmaz.
Uzun müddet çocuk felci, düzelmemle itibaren hiperaktiva illetine tutuldum. Canlar canı sultanım validemi ben doğmadan bir kaç gün önce babamı ise dün kaybettim.Babam.

Babam demeden önce yine hatırlatıyorum. Her türlü duygusal ve somut ağırlıkları sırtıma yükleyebilir ve aşırı derecede bükülme yeteneğiminden dolayı bir of demem.
Bu kısmı önce derin saygılarımla peşinen söylemek istiyorum.

İkinci olarak, evet, babam.

Babam, geçirdiği bir rahatsızlıktan ötürü yok olarak öldü, bu nedenle, camiiden bu durumlar için hazırlanmış içinde bir kaç battaniye ve bir evsiz çocuğun hacim vermek için kullanıldığı maket tabutu dün , yani kahveden ve daireden arkadaşlarla beraber taşıdığımız dün, yani sizi, ellerinizde file torbalarla gördüğüm o ilk gün dün, tüm gün içerisinde, gördüklerimin en güzeli olan sizi getirdi bana fakat kendi de öldü. 'neredeyse file file izler oluyordu bedenimde, siz geçtikçe oradan' bu da dün akşam başladığım yağlı tablo eserimin başlığı. Başlıkla başlamayı çok severim.
Dün sizi gördüm. Taşıtmak.

Evet, Husiyemim, sana, sağlığınla beraber sormak istediğim bir şey var.

Acaba, ben mezarlık yolundan sapıp, seninle, senin filelerle sana doğru giderken babamı da senin evde bırakmış olabilir miyim? Belki şimdi ben kimim diyorsun tabii, senin için demesi kolay, kimbilir fileleri günde kaç kişiye taşıtıyorsun.
Yine de bu sualime cevap verirsen, sevinirim.
Babam, İngiliz subaylarına benzeyen bir adamdı. Bu nedenle mektupla, gazeteden kestiğim bir artisin resmini yolluyorum.Beni habersiz koma.
Şimdiden özlemle...
Umarım daha çok ölümler olur, daha sık karşılaşırız.
Rıza

ÖNEMLİ:Hursiyem Hanım, Şahsınızı tanımıyorum ama Validem, bu mektubu kendisi yazdıktan sonra git şuna şunu ver diyerek beni bu kapıya kadar itti. ve ben kapınızın önünde validemin meğer ne döktürdüğünü esefle ve biraz da içim burkularak okuyorum. Kendisi anlamasın diye, şu an bir şiir ilhamı gelmiş gibi omuzlarımı kaldırıyorum. Kısaca, Validem, yıllar önce vefat etmiş babamın, sizinle ilişkisi olduğu saplantısında, beni uzun süredir bu iş için kullanıyor demek ki. Yoksayınız ve buralardan gidiniz.Size bu uyarıyı daha ne kadar kısa ve etkili yapabilirim bilmiyorum. Belki biraz daha büyük yazsaydım, ama yer kalmadı ki, validem bütün kağıdı kendi dolamış. Lütfen kapıyı açtığınızda bana hiçbir kimseyim gibi bakın,
Keşke bu şekilde karşılaşmasaydık.
Şu kısacık anda bile sizi sevmiş olan Rıza,


istanbul
hosting