29 Ocak 2010, Cuma
saat: 21:38


Paranoyak falan değilim, kesinlikle eminim artık.
Bazıları öyle diyebilir.
Ben "öngörü sahibi" demeyi tercih ediyorum.
Çünkü, paranoya denilen his ve düşüncelerim hemen hepsi bir bir gerçek oluyor.
Bu durumda, müneccim boku yemem, kafamda bi sorun olmasından daha olası.
Hah, buyur.
Dedim, var bi huzursuzluk.
Aylar sonra ilk defa erkenden uykum gelmesine rağmen uyuyabilmem yine sabah 8'i buldu.
Dedim, huzursuzum.
Kalabalık bir yerdeydi ve telefona çok fazla gürültü geliyordu.
Söylediklerini tam olarak anlayamadım.
Ama anladığım kadarıyla kafamda bir şeyler şekillendirdim.
Yamuk yumuk şekillerdi.
Hoşuma gitmedi, hazımsızlık yaptı, sıkıntı verdi.
Bugün de sevinçten deliye döneceğini bildiğim bir haber vermek üzere çevirdim numarayı:
Kapalı. Haydaaa.
Aradım bir kere daha.
"Aradığınız numaraya şu an ulaşılamıyor. Daha sonra..."
Biraz evvel tekrar aradım, açtı telefonu.
Arama nedenimi aktardım.
Beklediğim gibi, gerçekten de sevinçten deliye döndü.
"Kapalıydı."
"Anlatırım sonra. Şöyle Böyle..."
Ona da peki.
Hepsini geçtim yağmur yağıyor bir de.
Kalan ne kadar kar ve buz yığını varsa eridi hepsi.
Hoşlanmıyorum artık yağmurdan.
Her şeyin bu kadar ıslak olmasından da hoşlanmıyorum.
Şimdi biraz daha bekliycem. Kafam rahattı ne güzel.
Hayır, kendimi senaryoya da veremiyorum.
İyi gidiyor, güzel gidiyor ama yazma hızım azaldı.
Planlarınm gerisindeyim.
Kafamı tekrar toparlayıp bütünüyle vermem lazım kendimi.
Yazmaktan başka ne işim olabilir ki benim?
"Sonra ararım seni."
"Öyle oslun."
Bir de "kedine iyi bak" ritüeli yok mu... deli ediyor beni.
Dediğim kimse kendine iyi bakmadı.



































"The best way to get over a woman is to turn her into literature."






































Kendinize iyi bakın.

istanbul
hosting