31 Ocak 2010, Pazar
saat: 17:58


sanırım dün üstüne çay döktükten sonra klavyem bozuldu. küçük usb bir klavye ile yazıyorum alışamadım.

neyse gördüğüm rüyayı anlatmak istiyorum:

arkadaşın bi evindeyiz. ama ev dediğim malikane gibi. daha çok bi tatil köyü tadında, dışarıda takılıyoruz. bi süreden sonra köyü akatsuki basıyor. tabi eskilerin çoğu öldüğü için yeni elemanlar toplamışlar ama hepsi de güçsüz. birkaç arkadaşla beraber akatsukiyle dövüşmeye başlıyoruz. takla atanlar mı ararsın evi avantaj olarak kullanıp akrobatik hareketler yapanlar mı ararsın. zorlu bir savaş olmasına rağmen bi süreden sonra dövdük elemanları. savaş bitti. etraf durulduktan sonra yine evi incelemeye koyuluyorum. bir arkadaşımı görüyorum, evin durduğum yere uzakta kalan bir yerine girdikten sonra kayboluyor, sesi çok yakından geliyor ama bulamıyorum. arkdaşın kaybolduğu o yere gidiyorum, sadece bir duvar var. yürüyüp duvarın içinden geçiyorum ve kendimi küçük ve karanlık bir odada buluyorum. etrafta o kaybolan dahil 2-3 arkadaşım var ve hepsi kafayı bulmuş halde yataklarda yatıp sohbet ediyorlar. afyon tekkesi gibi bir yer. liseden beridir görmediğim arkadaşım ebru gündüzleri alternatif tip dokturu olarak bitkilerle şifa dağıtırken geceleri ise mekanı tekke olarak kullanıyor. savaştaki yaralarımı iyileştirdikten sonra biraz afyon çekip uyuyorum (oh yes).

sabah uyanıyorum, odadan çıkıyorum, dışarıda acayip güzel bir hava. etrafta gidip gelen bissürü insan var. sanırım gerçekten de tatil köyü olarak kullanılıyor burası. havuzun olduğu bir yere yürüyorum. etraf kalabalık. evin içindeki gizli odalara çıkan başka "duvarlar" ararken, malesef yine sadece rüyalara mahsus inanılmaz güzel bir kız görüyorum. havuza gitmeye hazırlanıyor. kızla içli dışlı olmaya hazırlanırken uyandım.

allah belanı versin rtük.

bişey yazıcam rüyalarla ilgili ama burda kimse okumaz diye sonraki bi günceme saklayayım.

istanbul
hosting