|
01 Şubat 2010, Pazartesi
saat: 00:58
bugün çıktı evden çocuk. giderayak sevimsizlik olmuş bir sürü. öğleden sonra üst üste telefonlar hep. eşyaların çoğunu da bırakacaktı, ama taşınmasına yardıma annesi gelmiş. anneler de geride pek birşey bırakmak istemezler sanırım, öylece herşey gitmiş. akşam liste için buluştuk emlakçıyla. ev bir çirkin göründü gözüme, anlatamam. sanki daha önce görmemişim gibi, ağzım açık etrafıma bakındım durdum. ama hemen sonra nasıl güzelleşebileceğiyle ilgili fikirler de geldi gözümün önüne neyse ki. eve gelir gelmez de bakındım edindim, ucuzundan bir sürü güzel şey buldum, hangi gün gitsek meselesi artık bundan sonra. ev sahibi saçmasapan isteklerde bulundu. benim uğraşmam gerekmedi neyse ki, kahraman bir emlakçım var ne de olsa. herşey bitince çıkıp birşeyler içerek sohbet de ettik. kendisi de biraz ifrit olmuş durumda adama. içine sinmeyen bir durum yaşanacak olursa geçiştir, bana gel hemen, sen boş yere kapışma adamla, ben hallederim de dedi. şimdi hemen yanı başımda bin bir şekle girerek uyuyan dünya tatlısı bir kedi var. nanimo. naniş de diyorlarmış. elif, ki o da lise tayfasından, ankara'ya ailesinin yanına gidiyormuş bir süreliğine, kediyi de bırakacak kimse yokmuş. birkaç gün önce getirdi. dünya tatlısı birşey. tam benim sevdiğim türden. yani sakin, ama uyuz da olmayanlardan. elif söylemişti, evde biri varken bir saniye bile yalnız kalamama gibi bir huyu var diye. nereye hareket etsem beraberiz. iyice ısındı bana da. patileri göğsüme dayayıp dudaktan öpüşmeler, duvara dayadığım yastığın üzerine çıkarmış gibi yapıp omzuma tüneyerek pencereden dışarıyı seyretmeler, birdenbire kucağıma serilip ters takla atmış gibi uyumalar. pek bir sevişgeniz. sürekli bir guruldanma hali. yarın eve geçecektim aslında, annem de geliyor öğleyin. ama zeynep'in gelememesi tuttu. zeynep'in en karakteristik özelliklerinden biri gidememesi ve gelememesi. yarın öğlen o da dönmüş olacaktı, ben de kediyi kendisine teslim edip evime taşınacaktım. ama bir gün ertelemeye karar vermiş. böylece anneme, kedinin nasıl da dünya tatlısı olduğu, korkacak çekinecek hiçbir şey olmadığıyla ilgili uzun birkaç konuşma yapmam gerekti. birkaç kere. kedi geceleri de yalnız uyuyamıyor. o nerede yatarsa odanın kapısının kapalı olacağı sözünü de verdim. sakin bir gece geçireceğiz diye umuyorum. umarım salı gelir zeynep. bir gün yaşadığım yerde hortum gibi birşey olacak olursa, bu sefer de karın buzun hastası olurum sanırım. birkaç gün önce, yağmurlar yeni yeni başlayıp kar buz gittiğinde, dışarda dolanırken pek bir keyif aldım da yağmurdan, kendim de şaşırdım. bu akşam da öyle. kötünün iyisi mantığı işte. kötüsünü görünce onun bir iyisine hemen kanım ısınıveriyor. bir de, başlarda ne kadar huysuzluk yapmış olursam olayım, şu mont da inanılmaz sıcak tutuyor, onun da katkılarını es geçmemek lazım. bu gece biraz daha çalışayım, yarın da eşyaları toparlarım diyorum. | ||
|
|
||