|
02 Şubat 2010, Salı
saat: 22:04
Hayat ne garip... Dön dolaş, aylar yıllar sonra aynı yere gel. Aynı şeyleri yap. Tıpkı aylar sonra; "Bir güncem vardı, ne oldu lan ona?" deyip tekrar yazmak istemek gibi. Tuhaf... Bir sürü yaşanmışlık var geçen aylarda, özet geçmek gerek. saat: 22:24 Dün ilk kere Tv'de "Muhabbet Kralı" izleme fırsatım oldu. Onunda sonlarını yakaladım. (gereksiz ayrıntı) Televizyon izlemekten hoşlanmıyorum pek fazla. Ya da belki aslında seviyorumdur ama ülke televizyonculuğundan tiksiniyorumdur, olabilir. Neyse konu dağılmasın. Bir Okan Bayülgen hayranı olarak neden bu programı bugüne kadar izlemediğime çok şaşırdım. Gecenin bi köründe gezerken sonunu yakaladım programın. Bana kalırsa Disko Kralı da, Medya Kralı da yanında halt etmiş. Daha bir sevdim ben bunu... (/gereksiz ayrıntı) Programın yakaladığım kadarıyla konusu Türkiye'de Psikiyatri üzerineydi. Sonunda bu psikolojik durumların olmazsa olmazı aşkla ilgili durumlara değindiler. (gerekli ayrıntı) Sonda özet olarak şöyle bir şey çıktı. Normal insan aşk acısı çeken insandır. Üzülüp, ağlayan belli bir müddet gidenin ardından yasını tutan insandır. Aşk acısı çeken birine, "Bak falancayı da çok sevdin ama atlattın, bunu da atlatırsın" demek çok saçmadır. Biten güzel bir ilişkinin ardından insan üzülmelidir, ağlamadır belki. Buna yas süreci denir. Yasını tutarsın ve zamanla unutursun. Çivi çiviyi söker mantığı çok saçmadır ve ilişkileri basitleştirir ve acıyı daha da uzatabilir veya takıntı haline getirebilir. Ayrıca üzülmemek veya sorunsuz, dertsiz olmak, -daha önce de bir yerlere yazdığım üzere,- aptallıkla doğru orantılıdır. Ne kadar basit boş ve anlamsız hayat yaşıyorsa kişi, o kadar sorunsuz gözükür. Aslında sorunun ta kendisi de budur. (/gerekli ayrıntı) | ||
|
|
||