04 Şubat 2010, Perşembe
saat: 15:20


Ayna evet küçük bir çanta aynası olsaydım, yuvarlaklardan. hani bazen güneş yansıması yaparak eğlendiğimiz, dikkat çektiğimiz aynalardan. eskiden onların siyah olanları vardı, pazardan almıştır annelerimiz hep, siyah ince çanta aynası, arada sırada gözüne bişey kaçmış mı diye bakılan, dişinde bişey var diyilince çıkarıp bakılan, sivilce sıkarken kullanılan. eğer karşıdaki insanın aynası yoksa çıkarıp gözünde çapak var al bak denilen aynalar vardı. şimdi çin usulü kırmızlı çiçeklisinden büyüteçli küçülteçli olanları var. ama hemen hemen aynı boyutlarda. nedir o aynaların adı. bi de o siyah aynaların tek yönü yani kapağı kırılır, öyle de kullanılırdı. önce el çantala atılır karıştırılarak bulunur, aynası kirlenmiş mi bakılır, yine çantadan çıkarılan bir peçeteyle silinip bakılırdı. yanında genelde cımbızla birlikte kullanılanlar vardır. kıldan tüyden nefret eden tipler. pazarda 3 kuruşa alınabilirdi, tırnak makası satılan kısmın hemen yanında, kırmızı örtü üzerinde, göz gezdirdikten sonra bulunurdu. "abi bunlar ne kadar?","4 kuruş abla", anne" kızım ben de var, gerek yok", "ama seninkinin kapağı yooookk" diye diyaloglarda geçerdi.ayna evet o aynalar çok yönlüydü, her işe yarardı, kız tavlamak, şaka yapmak, yardımcı olmak, kötü görünmemek, rujunu tazelemek, saçını düzeltmek. toplumda önemli yeri vardı o aynaların. o aynalardan biri olmak isterdim, 20li yaşlarda bir kızın çantasında olmak, parfüm kokulu bir çantada rujun yanında kapağı olan cinsten. baktığında taze ve diri cildini gösteren, süslendiğinde yanında olan, elinden düşürmediği bir ayna olmak isterdim, giderek yaşlanan yüzünü hergün değişik kremlerle ayakta tutmaya çalışan, kızın elinde olmak. aynanın kapağı kırılır yenisini alırdı belki, yeni çıkan modellerden ya da, ipek yolu tozunu emmiş olanlardan, kırmızı çiçekli, büyüteçli. beni atardı bir köşeye belki, küçük kızı olur o oynardı benimle, oyuncak sepetine atılırdım. toplumdaki önemimi kendi adıma kaybederdim ama aynalar adına bir toybox sonu oyunu oynardım. ilginçtir bu ayna olma isteği bende. bir boy aynası olsaydım, hürrem sultanın odasında. tanıklık ederdim tüm sahnelere, sonra saklanırdım bu bir antika diye. aynaların sonu hep böyle mi olacak. Fransada olsaydım işim yaştı, azıcık ucu çatladı mı çöpe, neymiş efendim uğursuzluk getirirmişim 7 yıl. ayyyy...
neyse efendim, topluma mal olmak güzel ruhumu atlatırım ben de aynadan aynaya.afrikada bir kara kuru çocuğun eline geçmiş küçük bir aynada olurum. annesine hediye diye getirir ve annesinin yüzünde gördüğüm o mutlulukla da yaşarım bana verilen süre kadar.



ADI: Un long chemin

istanbul
hosting