06 Şubat 2010, Cumartesi
saat: 01:38


bugün uzun soluklu bir çalışma yaptım. artık bu şekilde çalışacağım. günlük çok boşladım ya. benim kötü bir huyum var. ben ikinci adam olmayı seviyorum. yani en önde,göz önünde,herşeyin başı,herşeyi yöneten insan olmayı sevmiyorum ben. zira bu sorumluluğu taşımak ağır bir yük. ben sorumluluk sahibi bir insan değilim. evet ben buyum. sorumluluklar beni yıpratıyor. benim maksimum randımanı vermem için yani motorun maksimum torku elde ettiği devirler 2. adamken alınıyor. Hem başarıda büyük pay sahibi oluyorum hem de bir sorun olduğu zaman hedef tahtası olmuyorum.

Bunu kendi yaşantıma uyarlayınca da şöyle oluyor; birşeyi %100lük yapmıyorum. Evet çok saçma değil mi? Elimden geleni yapıyorum,yüzüp yüzüp kuyruğuna geliyorum ve kuyruğunu yüzmüyorum mesela. Bu huyumu hiç sevmiyorum. Kendimi tanıyorum artık,ilginç birşey belki ama her konuda yeteneğim,yatkınlığım var. Aklına gelebilecek her konuda ya bir miktar yatkınlığım ya da fizik yapısı olarak avantajım var ya da vardır. Ama bunları geliştirip sivrilmeyi sevmiyorum.

Benden çok daha basit insanlar karşıma geçip bana ellerindeki ufacık birşeyle saatlerce övünebiliyorlar. Ben belki de bunları artık komik gördüğümden ya da onları kendimle kıyaslayamayacak kadar ufak gördüğümden onlara "ulan sen kime hava atıyorsun?!" demek yerine "hmm vay be,abi süpersin,işte bu ya" falan gibi gaz vermeyi ya da onların pohpohlamayı seviyorum. Zira benim şu ana karşıma çıkan kimse benden daha iyi,yetkin olmadı. Eh insanlar bilirsin ki kendilerinden daha büyük birini yanlarında görmek istemezler ya da böbürleneni zira onlara batar,kendi ezikliklerini görürler,bunları içlerine dert ederler.

Bense bunları aştığımdan dolayı onların gönüllerini yapıyorum aksi takdirde ezilip yanımda kaçışıyorlar :D

Bir de kızlarda şey vardır. Sevgililerini paso överler :) Bak ona katlanamıyorum. Neden biliyor musun tanımadığım insanların böbürlenmelerini ya da onları öven birilerini dinlemek beni rahatsız ediyor.

Nereden aklına geldi diyeceksin saçma ama durup dururken aklıma geldi. Okulda burcu diye bir arkadaş var,nişanlı bu sevgi pıtırcığımız. Nişanlısı ise iyi kötü mezun oldu zamanında iyi kemancı falan diye geçiniyordu da neyse öğretmenlik yapıyor. Bu arkadaş durup durup nişanlısını övüyor. Ya arkadaşım bak söndürücem havanı :) Arabası varmış efendim,şöyle iyi kemancıymış,şöyle iyi öğretmenmiş,şöyle düşünceliymiş,şöyle bilmem neymiş,böyle cartmış. Okuldaki tüm işleri o yapıyormuş zaten,müdürünün ona güveni tammış,ileride okuldaki tüm öğretmenler onu müdür olarak görüyorlarmış,müdür olmadığı zaman okulu bu elemana emanetmiş falan filan.
:) Bunu aslında kendi ezikliğini, nişanlısını överek ya da kendinden daha iyi birini bulduğunu düşünerek -en azından o misyonu ona yükleyerek- kendini yüceltme amacıyla yaptığı kanısındayım.

Özetle yapmayın kızlar biri yer,ikincisi yer,üçüncü kişi çıkar der ki "ulan ben de şuyum,senin ki bir nane değilmiş ben de adam gibi birini buldun sandım o kadar anlattığına değmez güzelim." sonra al kapağı tırıs tırıs yürü :)

Günlük yarın ilk provamı yapacağım. Tek başıma hem de. Dur bakalım dananın kuyruğu yarın kopacak. Artık profesyonel olarak mesleğe atılıyoruz :)

Ya günlük çalışmayınca huzursuz oluyorum,çalışınca daha da huzursuz oluyorum ben anlamadım bu işi. çalıştıkça mükemmeliyetçi duygularım iyice kabarıyor. Hiç birşey yetmemeye başlıyor. Sorun çalışıp da birşeyin bitmiyor olması. Yani bu işin hiç bir sonu yok. Aslında bir yerde güzel. İstediğin kadar yırtın yine de bitmiyor :D sürekli yolun ya başında ya ortasındasın. ilerlediğin adımları kendin fark edemiyorsun. Bazen umutsuzluğu kapılıyorum. Bazense çok umutlu oluyorum. Tamam ben de yanar-döner bir insanım ama ne bileyim. Olsun daha çok saldırmalı!


Şu ikinci adam olma konusunda birşeyler daha söylemek istiyorum. Aslında olay kendine güven eksikliği ile alakası yok. Sonuç olarak buraların en büyüğü benim :) Ama ben özgürlüğü seviyorum. Ben sorumluluklardan hazzetmiyorum. Birinci adam olunca tüm gözler senin üzerinde oluyor,baskı var hep üzerinde,herkes nefes alışını bile takip ediyor,hoş şu anda ben o durumdayım. Ve ben bundan hazzetmiyorum. Ben gerginken rahatsız edici derecede keyifsiz ve sinirli olurum. Benim üzerimde baskı olmadığı zaman ben daha başarılı oluyorum. Mesela bir yerde "evet Mattheus işte dünyanın en büyük adamı! " diye lanse edilip birşeyler beklendiği zaman ben yapabileceğimin en iyisini orada sergileyemem. Ama yok bu adamdan iş çıkmaz denilen yerde tamı kötü dağıtıyorum :D

Neyse sonuç olarak ben garip bir adamım bana bulaşmayın :D Ben kendimi çözemedim siz, hiç çözemezsiniz :D


istanbul
hosting